Güzel başlayan ilişkilerin pek çoğu yolunda devam ederken, kimi ilişkiler ise çeşitli sorunlar yaşayarak zaman içerisinde içinden çıkılmaz hale gelir. Sorunları ile birlikte devam eden sorunlu ilişki, çift için beraber yaşamayı zorlaştırır ve çok daha önceki evrelerde sonlanması gereken bu birliktelik, zorunlu devam etmesi halinde mutsuz bir hayatı da beraberinde getirir. Sorunlu ilişki; mutluluktan uzak bir ilişkidir. Sadece çiftlerden birinin ilişki içerisinde sorun yaşayarak mutsuz olması; ortada büyük veya küçük, çözülmesi gereken bir probleme işarettir. Birliktelik harici bireysel mutsuzluk dahi yaşansa, bu durum ilişkiye de yansır ve tek kişilik problem iki kişinin çözmesi gereken bir problem haline dönüşür. Sorunlu İlişkilerin Kaynağı Nedir? Sorunlu ilişkilerin altında yatan pek çok sebep vardır. En yaygın sorunlar; Çiftlerden birinin veya ikisinin geçmiş yaşantılarındaki travmaları Olumsuz ilişki deneyimleri Özgüvensizlik Baskıcı ebeveynler tarafından yetiştirilmiş olmak Cinsel problemler Ailelerin çiftin ilişkilerine müdahale etmesi Bipolar, obsesif kompulsif bozukluk, öfke kontrolsüzlüğü, iletişim problemleri, kişilik bozuklukları gibi bireysel sorunlar… Sorunlu ilişkilerin en derindeki nedenleri olabilir. Burada çiftler özelinde birkaç örnek ile konuyu biraz daha detaylandırabiliriz. Örneğin; partnerini ezmeye, kusurlarını yüzüne vurmaya çalışan bir bireyin ilişkiyi mutsuzlaştırmasının nedeni; özgüvensizlik veya geçmiş yaşantısında başkalarının kendisine aynı şekilde davranması olabilir. Aşırı baskıcı, kıskanç bir birey olmak ve baskıcı ebeveynler tarafından yetiştirilmiş olmak bir diğer örnek olabilir. Cinsellikten kaçan bir bireyin yaşamış olduğu travma veya toplumsal baskı sebebiyle yaşadığı bir sorun da örnekler arasında sayılabilir. Veya ‘’ilişkimizde her şey çok rutin; sorunumuzun olmaması da sorun haline geldi.’’ Diyen çiftler de olabilir. İlişki içinde çok sayıda sorun yaşanarak ilişkinin ilerleyişi tamamen durmuş olabilir. Elbette bu saydığımız pek çok örnek bizlere, her ilişkinin dinamiğinin birbirinden farklı olduğunu söylemektedir. Eğer sorunlar, hem ilişkiyi hem de çiftin arasındaki sevgi ve bağlılığı etkiliyorsa ilişkinin sonlanması kaçınılmaz hale gelir. Ancak ilişkide çiftler; sorunları aşacak gücü kendilerinde bulmaları halinde, ilişkinin kurtulması için her zaman bir umut var demektir. İlişkiye olumlu bir adım atmak için aşağıdaki yolları deneyebilirsiniz; • Haksız olduğunuzu kabul etmekten çekinmeyin ve her zaman çözüm odaklı olun. • Problemlerinizi sakin bir zamanda konuşarak çözüme kavuşturun. • Partnerinize değer verdiğinizi hissettirin. • Sürprizlerle ilişkinizi sıcak tutun. • Cinselliğinize önem verin. • Birbirinizden ayrı aktiviteler yapın ve yeni hobiler edinin. Sorunlu ilişkinizi kurtarmak için yukarıdaki yolları deniyor ancak partnerinizle aranızdaki sorunlar çözüme kavuşmuyorsa, çift ve aile danışmanlığıkapsamında sorunlu ilişkinizin esas kaynağı tespit edilmeli ve ana problemin ilişkiye nasıl yansıdığı ele alınmalıdır. Gerekiyorsa bireysel danışmanlık ile desteklenerek problemin ana kaynağı çözüme kavuşturulmalıdır. Burada alternatif olarak ilişki danışmanlığı ile de devam edilebilir. İlişkinizle ilgili sorunlara profesyonel destek için bizimle www.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak iletişime geçebilirsiniz.
Kadınlarda Cinsel Mutluluk
Cinsellik; hem ruha hem bedene hitap eden, ilişkilerdeki aşkı ve tutkuyu temsil eden bir eylemdir. Kadın ve erkeğin ilişkisindeki mutluluk, cinsel mutluluk ile paraleldir. Bir tarafın cinsel açıdan mutsuzluğunun ilişkiye yansıması kaçınılmazdır. Ancak toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin görüldüğü, kadının baskılandığı ülkelerde cinsellik, erkeklerin yaşayabileceği bir eylem gibi dayatılırken, kadınlarda cinsel mutluluk geri planda bırakılır. Bu toplumlarda kadınlara küçük yaşlardan itibaren cinsellik, utanılacak bir eylem gibi aktarılır. Küçük bir kız çocuğu büyüyüp yetişkin bir birey olduğunda, çocuklukta elde ettiği olumsuz bilgileri pekiştirerek cinselliğini geri planda bırakan ilişkiler yaşama eğiliminde olabilir. Kendi cinsel mutluluğuna önem vermeyerek, yalnızca partnerinin mutluluğunu ön planda tutabilir ve hatta cinsel açıdan pek çok sorunla karşılaşabilir. Kadınların Cinsel Mutluluğunu Engelleyen Unsurlar Nelerdir? Özellikle bazı toplumlarda kadınların cinsel mutluluğunu engelleyen bazı spesifik unsurlar bulunmaktadır. Bu unsurların başında belirttiğimiz gibi, kadınların küçük yaşlarda cinsellik konusunda yanlış bilgilendirilmeleri gelmektedir. Utanma, cinsel hazzı etkilemektedir. O an yaşanan büyülü birlikteliği değil de utanç verici bir eylem içerisinde olduğunu düşünmek; cinsel mutluluğu engeller. İletişimsizlik ve yine ayıp sayıldığı, tabu haline geldiği için partnerden beklentiler üzerinde konuşmaktan çekinme; kadınların cinsel açıdan tatmin olamamasına yol açan bir diğer konudur. Bu konu, sevmediği bir cinsellik biçiminin devam ettirilmesinin sonucu olarak cinsellikten kaçınmaya da sebep olabilir. Tüm bunların ötesinde, en önemlisi kadınların bedenini tanımıyor olmasıdır. Kendi bedenini ve isteklerini bilmeden mutlu bir cinsel hayata sahip olmak mümkün değildir. Cinselliğin Toplumdaki Yeri ve Önemi Cinselliğin ve kadın cinselliğinin toplumdaki yeri kültürlere göre değişiklik göstermektedir. Kadın cinselliğinin baskılandığı toplumlarda, kadınların isteklerini açıkca söylemesi zorlaşır ve böylece partnerlerine tutkularından bahsedemezler. Cinselliği yaşamak, cinsellik hakkında konuşmak ayıplanır ve küçük yaşlardan itibaren böyle yetiştirilen bireyler, ileriki dönemde vajinismus, disparoni, cinsel isteksizlik gibi problemler yaşayabilirler. Topluma cinsel eğitim verilmesi bu sebeple gereklidir. Böylece sağlıklı cinsel hayatı olan bireyler yetişebilir. Kadınların Cinsel Mutluluğu İçin Yapılması Gerekenler Cinsellik işteş bir eylemdir ve karşılıklı mutluluk bu noktada çok önemlidir. Partnerler birbirlerine saygı duymalı ve birbirlerini mutlu etmek için çaba göstermelidirler. Kadınların kendi cinselliklerini tanımalarıyla başlayan bu süreç, ancak partnerleriyle olan uyumlarıyla tamamlanabilir. Daha mutlu bir cinsel hayat için yapılabilecek şeyler sırasıyla şöyledir; Karşılıklı saygı ve güven duygusu mutlaka olmalıdır. Partnerler kişisel olarak kendini tanımalı ve kendileriyle barışık olmalıdır. Konuşmak ve açık bir iletişimde olmak önemlidir. Partnerlerin birbirini anlaması ancak böyle mümkün olabilir. Cinselliğin yaşanacağı ortamın ideal ve uygun olmasına dikkat edilmelidir. Gergin hissedilen ortamlar mutlu bir cinsellik için engel olabilir. Ön sevişmeye daha fazla özen gösterilmeli ve vakit ayrılmalıdır. Yeni cinsel fantezilere açık olunur ve erotik materyaller kullanılırsa, cinselliğin tutkusu ve hazzı artacaktır. Karşılıklı konuşarak her geçen gün yeni şeyler denemeyi ihmal etmemelisiniz. Zaman içerisinde seveceğiniz onlarca yeni fantezi keşfedebilirsiniz. Tüm bu adımlar oldukça basit gibi gözükse de cinsel mutluluğu olumlu yönde etkilemektedir. Çiftlerin bu konuda uyum sağlaması da her zaman çok kolay olmamaktadır. Eğer ilişkinizde cinsel hayatınızın sağlıklı olmadığını düşünüyor ve sorunlarınızı çözemiyorsanız bir uzman yardımından faydalanmanız gerekebilir. Özellikle sorunun ne olduğu bilinmiyorsa çözmek neredeyse imkansız hale gelebilir. Sorunların doğru şekilde tespit edilmesi ve doğru adımların atılabilmesi için çiftlerin terapi desteği alması önemlidir. Bazen çiftlere odaklanmaktan çok, bireyin sorunlarına da odaklanılabilmektedir. Siz de profesyonel bir yardımla cinsel mutluluğunuzu artırmak için bizimle www.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak iletişime geçebilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Seren Akman
Sınır Koymak Neden Önemlidir?
‘’Hiç istemiyorum ama arkadaşım kırılmasın diye onun dediğini yapıyorum, karşılığını almadığım halde müdürümden tepki görmemek adına çoğu gece mesaiye kalıyorum, annem sürekli özel hayatıma müdahale ediyor saygısızlık etmemek için sesimi çıkartmıyorum…’’ Bu ve bunun gibi pek çok cümle, birçok kişinin hayatında önemli role sahiptir. Tam da bu noktada sınır çizmek neden önemlidir konusu gündeme gelmektedir. Kişi; karşısındaki kişinin mutluluğu veya çıkarı uğruna kendinden fazlaca ödün veriyorsa, kendi istek ve beklentilerini geri planda tutuyor ve mutsuz oluyorsa; bireysel mutluluğu ve ilişkilerini sağlıklı yürütebilmesi için kendi sınırlarını çizmelidir. Sınır Koymak Ne Demektir? Sınır koymak ne demek? Nasıl davranırsam ilişkilerimi iyi yöneterek sınırlarımı çizerim gibi sorular sıklıkla sorulan sorulardır. Bazı kişiler sınırlarını çok sert ve katı şekilde çizerken karşı tarafı incitebilir ve bu da ilişkilere zarar verebilir. Bu noktada kişilerin çizdikleri sınırların davranışsal eğilimlerini ele almakta fayda vardır; Sert Sınırları Olan Kişiler: Bu kişilerin sağlıklı ilişkiler kurmaları oldukça zordur. Yardıma ihtiyaç duydukları anlarda dahi soğuk ve uzak durarak yardım istemezler. Yakın ilişkiler kurmamakla birlikte, reddedilmemek için daima kaçınırlar. Düşünce ve duygularını gerekli durumlarda dahi açıkça ifade etmezler. Geçirgen Sınırları Olan Kişiler: Sert sınırları olan kişilerin aksine bu kişiler, duygu ve düşüncelerini gereğinden fazla paylaşırlar. Etrafındaki insanların hayatlarına müdahale etmelerine izin verirler. Saygısızlık ve istismar yaşamaları ve bunların karşısında susmaları dahi olasıdır. Sağlıklı Sınırları Olan Kişiler: Kendi değerlerinden ödün vermeden başkalarından fikir alarak ve bu fikirleri uygularken kendi süzgecinden geçirerek yaşamlarını sürdürürler. Özel hayatlarıyla ilgili detayları yalnızca yakın çevreleriyle paylaşırlar. Başkalarına hayır demekte zorluk çekmezler. İhtiyaçlarını da duygu ve düşüncelerini de rahatlıkla paylaşabilirler. Sağlıklı ilişkiler için net olmak çok önemlidir. Sınırlarınızı net olarak belirleyerek düşüncelerinizi, fikirlerinizi sınırlarınıza uygun olarak ifade etmelisiniz. Gereğinden fazla sınır koymak ya da sınırları tamamen ortadan kaldırmak ve çizgiyi geçenlere sert tepkiler ortaya koymak, ilişkilerinize zarar vererek farklı tepkiler almanıza sebep olabilir. Hangi Konularda Sınır Koyulabilir? Tüm insan ilişkileri düşünüldüğünde, sınır koyulan konular da farklılık gösterir. İş hayatında koyulan bir sınır, arkadaşlık ilişkisinde kalkabilir. İş yerindeki arkadaşlarına sevgilisiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan bir kişi, sosyal çevredeki arkadaşlarının yanında bu konuyu konuşabilir. Özel hayatına dair bilgilerin verilmesi profesyonel yaşamına olumsuz etki ettiği için bu sınır çizilmiş olabilir. Ancak samimi arkadaşlarıyla çizilen sınır, bu konuya dahil olmayabilir. Hangi konularda sınır koyulabilir? Fiziksel Sınırlar: Yeme, içme gibi tüm fiziksel ihtiyaçları kapsamaktadır. Bir insan aç olduğunuz halde sizi yemek yemekten alıkoyuyorsa, fiziksel sınırlarınızı ihlal ettiğini söylemek mümkündür. İş yerinde öğle yemeği saati olduğunu bile bile yöneticinin iş vermesi ve işin hızlıca yapılmasını istemesi, buna bir örnektir. Duygusal Sınırlar: Başkalarının duygularınıza saygı duymasını temel alan bu sınırlar, sizin de başkalarına ne kadar empati yapabildiğinizi gösterir. Hislerinizle ilgili sizi rahatsız eden sorular soruluyor ya da hisleriniz saygı görmüyorsa, duygusal sınırlarınız ihlal ediliyor olabilir. Zaman Sınırları: Biri size sürekli neyin önemli olduğunu ya da daha öncelikli olduğunu söylüyor ve siz de buna uyum sağlıyorsanız, zamanla ilgili sınırlarınız net olmayabilir. Maddi Sınırlar: Bütçenizi ve sahip olduklarınızı nasıl harcayacağınıza kendiniz karar vermiyorsanız, maddi sınırlarınızı gözden geçirmelisiniz. Başkaları size sürekli maddi konularla ilgili akıl veriyor ya da sizden talepleri oluyor siz de uyum sağlıyorsanız maddi sınırlarınız aşılmıştır. Entelektüel Sınırlar: Dil, din, ırk ayrımı yapan söylemler entelektüel sınırları aşmaktadır. Bu konular hakkında sürekli yorum yapan bir kimse, entelektüel sınırları aşıyordur. Cinsel Sınırlar: Partnerlerin dahi dikkat etmesi gereken sınırlardır. Mahremiyet ve rıza olmadan yapılan her hareket, cinsel sınırları ihlal eder. Sağlıklı ilişkiler kurmak için hem sınırlar belirlenip karşı tarafa doğru aktarılmalı hem de sınırları aşan kişilere uygun şekilde dur denilmelidir. Aynı zamanda karşı tarafın sınırlarına da saygı duyulmalı ve sınırlar çerçevesinde hareket edilmelidir. Bugüne kadar fazlaca sınır ihlali yaşamışsanız, hayır diyemiyorsanız ve sınırlarınızı karşı tarafa aktarma konusunda zorluk yaşıyorsanız bizimle www.psikolojiantalya.com adresinden, +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaraları üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Uzman Klinik Psikolog Mehmet Arseven
Çocuğumun Hayatını Takıntıları Yönetiyor
Çocukta takıntı; zaman ve mekan gözetmeksizin, sürekli yapmak istediği tekrarlayıcı davranış ve düşünceler olarak ifade edilebilir. Takıntılı olduğu davranış veya düşünceyi herhangi bir sebepten dolayı yerine getiremediği durumlarda çocuk, sıkıntıya girmiş hissedebilir; ağlama ve öfke nöbetleri ile durum ileri seviyeye taşınabilir. Hatta bu takıntılar çocuğun günlük rutini içerisinde kendini rahat hissetmemesine ve yönlendiği etkinliklerin çoğunlukla takıntılardan oluşmasına neden olabilir. Takıntılı durumlar aynı zamanda; dil gelişimini, sosyalleşme ve öğrenme gibi zihinsel süreçleri de etkileyebilir. Çocuklarda Takıntıların Sebepleri Nelerdir? Hayatlarını Nasıl Etkiler? Çocuklarda takıntılar aslında buz dağının görünen yüzüdür. Sürekli olarak aynı davranışın tekrar edilmesi; hep aynı şeylerin giyinmek istenmesi veya aynı soruların sorulması gibi davranışlar, bir sebebi işaret ediyor olabilir. Davranışsal sorunları nedeniyle çocuk, takıntılı dediğimiz eylemleri yapmakta veya zihnini sürekli aynı şeylerle meşgul etmektedir. Bu durumun doğal sonucu olarak, problemle başa çıkma yetisini kaybetmektedir. Takıntılı obje veya düşüncelere dair döngü kısaca bu şekilde özetlenebilir. Çocuklarda takıntıların altında yatan pek çok sebep olabilir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir; – Kaygı problemleri. – Kendini güvende hissetmeme. – Ebeveynlerin yanlış tutumları. – Mükemmelliyetçilik. – Özgüven sorunları. – Genetik sebepler. – Otizm. Dünyayı daha yeni keşfeden çocuklar, aile ve çevresinin etkisi altındadır. Ebeveynlerle geçirilen ev hayatı akabinde dış dünyada karşılaşılan her yeni durum, çocuk için yeni bilgi ve deneyimlerdir. Yaşamı ve günlük hayatı çocuk, bu bilgiler ışığında anlamlandırır ve kendi hayatına da yön verir. Mükemmelliyetçi bir anneye sahip bir çocuğun anne-çocuk ilişkisini gözümüzde canlandıralım. Mükemmel olmaya çabalayan bir anne, bunu izleyen ve bu davranışları gözlemleyen çocuk. Çocuk düşüncesine göre doğru olan; annesinin yaptıklarıdır ve o da annesinin davranışlarını kopyalayarak her şeyi mükemmel yapmaya çalışabilir. Kendisinin kusursuz davranışları da takdirle desteklendiğinde kendini iyi hissedebilir. Ancak iyi olarak niteleyemediği ya da yapamadığı senaryolarda kendini huzursuz hissetmesi, sorun olarak ortaya çıkabilir. Bu da çocuğun mükemmel davranışları tercih etmesine ve bunları kullanmasına yol açabilir. Çünkü mükemmel yaptıkları onun için güven verici ve rahatlatıcıdır fakat ustalıkla yaptığı bu davranışlar tekrar tekrar yapıldığı takdirde takıntılı davranışlara dönüşebilir. Örneğin; sayı saymayı yeni öğrenen bir çocuk, bir süre öğrendiğini saklayıp bir anda kusursuz şekilde saymaya başlayabilir. Bu durum, sakladığı dönem bazında gelişim geriliği veya farklı bir sorun gibi düşünülebilirken bir anda kusursuz şekilde sayıyor oluşu, çocuğun mükemmelliyetçilik yaklaşımı sebebiyle olabilir. Ancak bu mükemmellik süreklilik halinde arz eden tekrarlara dönüşmesi ve takıntı halini alması, mükemmele olan takıntıya işaret ediyor olabilir. Hatalı bir sonuca varmamak adına çocuk çok iyi tanınmalı; aile yaşantısı, ebeveyn ve çevresi çok iyi analiz edilmeli ve ona göre bir çıkarıma ulaşılmalıdır. Bir diğer örnek de dünyayı anne memesinde çok güvenli ve mutlu bir ortam olarak hisseden çocuğu, bir anda memeden kesmek olabilir. Çocuk için oldukça kaygı verici ve belki de güven zedeleyici olabilen bu durum sonrasında, aradan yıllar geçse bile çocuk memeden ayrılamama gibi kaygı düzeyini azaltmaya yönelik veya tırnak yeme gibi tepkisel davranışlar sergileyebilir. Bu noktada ebeveynlerin kendilerini hatalı veya suçlu gibi görmemeleri gerekir. Kendi yetiştirilme yöntemlerini ve psikolojik süreçlerini kendi çocuklarına aktarmaları, oldukça olağandır. Bu noktada çocuğun takıntıları altında yatan sebepleri iyi analiz etmek ve ivedi şekilde destek almak, yapılacak en önemli hamledir. El ya da kol hareketleri, dönen cisimlere olan bağımlılık gibi davranışlar da takıntı açısından iyi analiz edilmesi gereken davranışlardır. Bu davranışları; göz teması kuramama, adına seslendiğinde bakamama, parmağı ile cisimleri işaret edememe, konuşma geriliği gibi semptomlar takip diyorsa; otizm gibi nörogelişimsel bir farklılık durumundan da bahsedilebilir. Ancak; bu sebepler kesinlikle otizm demek de değildir. Kaygı ve güven sorunları yaşayan bir çocuk da tüm bu semptomlara sahip olabilir. Bu sebeple mutlaka ve mutlaka bir uzman teşhisi ve tedavisi bu noktada önem kazanmaktadır. Sevgili ebeveynler, çocuğumun takıntıları var nasılsa zaman içerisinde düzelir demeyin. Eğer siz de takıntılı davranış veya düşünceleri olduğunu ve bunların yanı sıra farklı iletişim sorunları veya çekingenlik gibi semptomlarla birlikte gözlemliyorsanız vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız önemlidir. Bizimle www.psikolojiantalya.com adresinden ya da +90 555 101 51 15 ve +90 552 606 22 26 telefon numaralarından iletişime geçebilir, profesyonel destek alabilirsiniz.
Huzursuz Bacak Sendromu Nedir?
Huzursuz bacak sendromunun farklı semptomları sebebiyle net tanımı yoktur. Bu rahatsızlık demir eksikliği, şeker hastalığı gibi rahatsızlıklarla birlikte görülebilirken aynı zamanda psikolojik olarak da ortaya çıkabilmektedir. Peki, huzursuz bacak sendromu nedir? Tedavisinde neler yapılabilir? Huzursuz bacak sendromu, kronik bir hareket rahatsızlığıdır. Bacaklarda görülen son derece rahatsız edici bir hissiyat, kişileri bacaklarını hareket ettirmeye zorlar. Bu hareketler kalkıp yürümek, bacakları sürekli sağa sola atmak ya da gerdirmek şeklinde görülebilir. Hareket ettirilen süreçte bir rahatlama hissiyatı olsa dahi hareket sona erdiğinde rahatsızlık tekrar başlar. Çoğu zaman uykuya geçiş sürecinde ortaya çıktığından uyku bozukluklarına da davetiye çıkarabilmektedir. Huzursuz Bacak Sendromu Neden Ortaya Çıkar? Huzursuz bacak sendromunun sebepleri ile ilgili kesin bir tanı olmamasına karşın yaygın kanı; beyindeki dopamin salgısında var olan bir dengesizliğin bu hastalığa yol açtığıdır. Rahatsızlığın ortaya çıkması için belirli bir yaş aralığı yoktur ancak çoğunlukla orta yaş ve yaşlılıkta görülür. Bu rahatsızlık aynı zamanda kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın görülmektedir. Huzursuz bacak sendromunun nedenleri aşağıda daha detaylı verilmiştir; Demir metabolizmasında meydana gelen bozukluklar bu rahatsızlığa sebep olabilir. Bazı ilaçların yan etkileri de rahatsızlığın nedenlerine dahildir. 40 yaş altında görüldüğünde kalıtsal olabileceği düşünülür. Hamilelik döneminde olduğu gibi meydana gelen hormonsal değişikler de huzursuz bacak sendromunun görülmesine yol açar. Diyabet ve alkolizm de sebepler arasında yer alır. Yukarıda görülen sebepler, hastalığın kesin kaynağı olarak görülmez. Çoğunlukla bu rahatsızlığın altında ciddi bir tıbbi rahatsızlık yoktur. Hastalık genellikle psikolojik sebeplerle ortaya çıkar. Huzursuz Bacak Sendromu Belirtileri Nelerdir? Hastalığın adından da anlayabileceğiniz üzere bacaklarda bir huzursuzluk olması en yaygın ve net belirtidir. Bireyler, bacaklarını hareket ettirmeden duramaz ve dürtüsel olarak bunu yapmak isterler. Hareket anında geçen belirtiler hareket durduğunda tekrar başlar. En yaygın huzursuz bacak sendromu belirtileri aşağıdaki gibidir; Belirli bir süre hareketsizlikten sonra ortaya çıkabilir. Örneğin sinema, otobüs ve uçak yolculuklarında hareket ettirme dürtüsü yaygındır. Rahatsızlık genellikle akşam ortaya çıkar ya da belirtiler artabilir. Çok daha yoğun bir rahatsızlık hissi yaşanabilmektedir. Belirtiler gerinme, hareket etme ve yürümeyle birlikte azalır. Gece boyunca bireylerin bacaklarını periyodik olarak hareket ettirdiğini gözlemleyebilirsiniz. Bu durum uyku kalitesini düşürmekte ve kişilerin yorgun uyanmasına sebep olmaktadır. Çok nadir de olsa huzursuzluk hissiyatı kollarda da görülebilmektedir. Bu durum rahatsızlığın ilerlediğini gösterir. Aynı zamanda bazı geceler ortaya çıkan bu belirtiler her gece ve daha uzun sürelerle ortaya çıkar. Tedavi edilmesi yaşam ve uyku kalitesi için gereklidir. Huzursuz Bacak Sendromu Nasıl Tedavi Edilir? Tanı ve Teşhis Huzursuz bacak sendromunun teşhisi için ilk olarak bir nöroloji doktoruna gitmek gerekmektedir. Eğer nörolog, hastada herhangi bir sorun görmezse, kişi mutlaka bir psikolog tarafından değerlendirilmelidir. Huzursuz bacak sendromunu rahatlarmak için yapılabilecek bazı yöntemler aşağıdaki gibidir; Bacaklara masaj yapmak. Yatmadan önce ılık bir duş almak. Akşam saatlerinde egzersiz yapmaktan kaçınmak. Gün içerisinde uzun saatler hareketsiz durmamak. Kafein, alkol ve nikotin tüketimini azaltmak. Yukarıdaki yöntemler hastalığın semptomlarında hafifleme görülmesine yardımcı olabilir ancak kesin bir tedavi yolu oldukları söylenemez. Kesin tanı ve teşhis için mutlaka nörolog ve psikolog değerlendirmesi gerekmektedir. Eğer siz de huzursuz bacak sendormunu aşmak istiyorsanız bizimle www.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak iletişime geçebilirsiniz. Profesyonel bir danışmanlık hizmeti almak, bedeninizde ve uyku kalitenizde artış görülmesini sağlar… Psikolog B. Su Yıldız
Uyku Bozukluğu Nedir? En Yaygın Uyku Problemleri Nelerdir?
Her insan, sağlıklı kalabilmek için yeterli uykuya ihtiyaç duyar. Uykuya en çok ihtiyaç duyan organımız, beyindir. Kişiler uyandıklarında, kendilerini zinde ve dinlenmiş hissediyorsa; iyi bir uyku aldıklarını söyleyebiliriz. Her gün yorgun uyanan ve gün içerisinde kendini zinde hissetmeyen kişilerde ise uyku bozukluklarından şüphe edebiliriz. Peki, uyku bozukluğu nedir? Uyku Bozukluğu Nedir? Kişilerin yeterli ve kaliteli uyku uyuyamaması, uyku bozukluğunun genel tanımıdır. Ancak bazen kişiler yeterince uyudukları halde kendilerini gün içinde yorgun ve bitkin hissederler. Bunun sebebi; uyku sırasındaki horlama, uyku apnesi, uyku felci, uyur gezerlik gibi fizyolojik olaylar yaşaması ya da gün içerisindeki pek çok olumsuz olayın psikolojik etkileri olabilir. Bazı kişilerde ise idiopatik yani; sebebi bilinmeyen uyku bozuklukları gözlemlenmektedir. Uyku bozukluğunun bazı belirtileri aşağıda sıralanmıştır; Uyuyamamak Gün içerisinde aşırı uykulu hissetmek Çok fazla ve sık horlamak Gece sıklıkla terlemek Sık sık tuvalet için kalkmak Uykuda ağız kuruluğu ve burun tıkanıklığı Yorgun uyanmak, gün boyu yorgun hissetmek Unutkanlık Çabuk sinirlenme Bu belirtiler arasında en dikkat çekici ve belirleyici olanlar; uyuyamamak, gün içerisinde aşırı uykulu hissetmek, unutkanlık, yorgun uyanmak ve çabuk sinirlenmektir. Uyku bozukluğu bedensel olabildiği gibi, çoğunlukla psikolojik bir rahatsızlıktır. En Yaygın Uyku Problemleri Nelerdir? Uyku problemleri yaygın bir sorun olduğu için uyku bozukluğu nedir? sorusu sıklıkla araştırılır ve sorulur. Temelde, birden fazla uyku problemi bulunmaktadır ve bazı problemler diğerlerine nazaran daha yaygındır. Peki, en yaygın uyku problemleri nelerdir? Insomnia: Uyku bozukluklarının başında gelmektedir ve uykuya dalamama sorunudur. Bazı kişilerde ise insomni, uykuyu sürdürememek olarak karşımıza çıkabilir. Bireyler, sık sık uyanır ve tekrar uykuya dalmakta güçlük çekerler. Bu rahatsızlık genetik olabildiği gibi, düzensiz uyku alışkanlıklarına da bağlı olabilir. Aşırı uykululuk- Hipersomni: Insomninin tam tersi olan hipersomni, bireylerin çok fazla uykuya ihtiyaç duydukları durumlar için kullanılır. Kişiler, günde 10-12 saatten daha fazla uykuya ihtiyaç duymakta ve günlük sorumluluklarını yerine getirmekte güçlük çekmektedir. Narkolepsi bu hastalığın ileri boyutudur ve bireyler uygunsuz ortamlarda ellerinde olmadan uyuya kalırlar. Uykuda Periyodik Uzuv Hareket Bozukluğu: Huzursuz bacak sendromu tanısı konulmuş kişilerde sıklıkla görülen bu rahatsızlık, uyku kalitesini son derece düşürmekte ve kişilerin yorgun uyanmasına sebep olmaktadır. Uyku sırasında bacaklarda periyodik olarak hareketler görülür. Uykusuzluk (Insomni) ve çok fazla uyumak (Hipersomni) insanların günlük hayatında yorgun hissetmelerine ve problem yaşamalarına sebep olabilir. Bu problemler başlıca işte, sosyal hayatta ve insan ilişkilerinde görülmektedir. En basit ev işleri bile yerine getirilemeyebilir. Uyku Bozukluğunda Tanı Ve Tedavi Süreci Uyku bozukluğu tanısı koymak için öncelikle anamnez alınmaktadır. Anamnez sırasında hastanın geçmiş öyküsü ve alışkanlıkları dinlenir ve analiz edilir. Bu yeterli olmaz ise hastane ortamında testler yapılabilmektedir. Uyku problemleri psikolojik ise kişilerin profesyonel tedavi sürecine başlaması gerekmektedir. Örneğin; çok fazla stres altında çalışan bir kişi, stres sebebiyle uyuyamadığı için İnsomni teşhisi konulabilmektedir. Tükenmişlik sendromu gözlemlenen bir kişide ise fazla uyuma isteği görülebilmektedir. Bu sebeplerle, uyku bozukluğu yaşayan kişilerin öykülerine bakmak ve ona göre teşhis koymak önemlidir. Eğer siz de uyku problemleri yaşıyorsanız uzman desteği için www.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 ve +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Gaslighting Nedir, Nasıl Anlaşılır?
Gaslighting, 1944 yapımı gaslight filminden yola çıkarak oluşturulmuş bir terimdir ve son zamanlarda gündeme gelen önemli bir manipülasyon türüdür. Manipülatör süreç boyunca çok yavaş bir şekilde manipüle etmeye odaklanır ve böylece kurban, bulunduğu durumu anlamakta zorluk çeker. Kişiyi değersizleştirerek kendine olan saygısını yitirmesine sebep olan gaslighting, çok tehlikeli bir manipülasyon türü olarak görülmektedir. Gaslighting Nedir? Gaslighting, bilinçli olarak bazı kişiler tarafından uygulanan bir yöntemdir ve en temelinde yalan söylemek yatar. Çok iyi yalan söyleyen manipülatörler, yalanları anlaşıldığında dahi durumu inkar ederler. Ancak gaslighting yalnızca yalan söyleyerek de yapılmamaktadır. Gaslighting nedir? Sorusunun yanıtı aşağıda detaylıca ele alınmıştır. Bu yöntemi uygulayan kişiler genellikle karşı tarafı dinlemezler. Dinlenmediğini düşünen partnerler ise kendilerini değersiz hissederler. “Söylediklerimi anlamıyorsun” , “Ben başka bir şey anlatıyorum” gibi söylemlerle karşı tarafı anlamamakla suçlarlar. Olayları eksik ya da yanlış anlatarak karşı tarafı farklı yönlendirir ve şüpheye düşürürler. Şüphe kelimesi de bu yöntemin en önemli sözcüklerinden biridir. Süreç boyunca kurbanlar farklı şekillerde şüpheye düşürülebilir, farklı konularda yalanlar duyabilir ve sonuçta kendilerini değersiz hissedebilirler. Örneğin, anahtarı masanın üstüne koyduğunuza çok emin olduğunuzu düşünün. Manipülatör anahtarı masadan alır ancak size bunu söylemez. Bunun yerine “hatırlamıyorsundur”, “ben nerede olduğunu bilmiyorum” gibi cümlelerle sizi kendinizle ilgili şüpheye düşürme eyleminde olabilir. Kimler Gaslighting Uygulamaya Yatkındır? Gaslighting, bilinçli olarak uygulanan bir yöntemdir ve bazı durumlarda daha sık görüldüğünü söylemek mümkündür. Patolojik olarak yalan söyleyen insanlar bu yöntemi sıklıkla kullanırlar. Patolojik olarak yalan söylemenin yanında, kontrolü sürekli kendinde tutmak istemek ve duygusal olarak istismar etmek de yaygın görülen özellikler arasındadır. Aynı zamanda istismarcı, kurbanın tüm varlığını sonuna kadar kullanma eğilimindedir. Bu tarz kişilerden sıklıkla duyulabilecek cümleler aşağıdaki gibidir; * Hassaslığı bırak. Her şeye ağlama! Her şeyi benden bekleme. Her şeyi yapmak zorunda değilim. Dünyanın sonu değil. Kurbanlar belli bir yere kadar kendilerini anlatmaya çalışırlar ancak anlaşılmadıklarını ve dinlenmediklerini gördüklerinde tamamen pes ederek teslim olmayı seçebilirler. Gaslighting yönteminin temel amacı da tam olarak budur. Gaslighting Nasıl Anlaşılır? İçerisinde oldukları ilişki kurbanlara çok normal geldiği için, gaslighting yapıldığını anlamak oldukça zordur. Aynı zamanda bu yöntem sürece yayılarak sinsice uygulandığından anlaşılması zorlaşmaktadır. Ancak yine de dikkat edilebilecek bazı noktalar bulunmaktadır. Aşağıdaki cümleleri sık duyuyorsanız dikkat etmeniz gerekiyor olabilir; Böyle bir şey yaşanmadı, bu senin uydurman! Ben böyle bir şey söylemedim. Hayal dünyasında yaşamayı bırak! Ben bu fikre asla katılmıyorum. Bunlar senin kendi kuruntuların! Senin yalancı olduğunu zaten herkes biliyor. Çok abartıyorsun! Olaylar böyle yaşanmadı. Seni çok sevdiğimi zaten biliyorsun! Sinirliyken söylediğim şeyleri umursama, ben seni çok seviyorum! Gaslighting nedir diye sorulduğunda karşınıza çıkacak olan cümleler bunlar ve benzerleridir. Sürekli olarak karşı taraf suçlanır ve yaşananlar konusunda yanlış yönlendirilir. Olaylar son bulduğunda ise ne kadar çok sevildiklerini duyarlar. Gaslighting’e Maruz Kalıyorsak Ne Yapmalıyız? Maruz kaldığınız manipülasyonu anladıktan sonra ilk olarak kendinizle ilgili hislerinizi bir liste haline getirerek emin olduğunuz konularda kendinizden taviz vermeyi bırakmalısınız. İlişkinin her anında kendinizi gözlemlemek çok önemlidir. Ne zaman değersiz ve sevgisiz hissettiğinizi çok iyi saptamalısınız. Eğer bu olumsuz hislerden kurtulamıyorsanız, bir uzmana başvurmanız ilişkiniz ve kendiniz için yapacağınız önemli bir adımdır. Uzman desteğinden faydalanmak ve bulunduğunuz durum hakkında daha detaylı bilgi almak için bizimle www.psikolojiantalya.com adresinden ya da +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarından iletişime geçebilir ve profesyonel destek alabilirsiniz. UZMAN KLİNİK PSİKOLOG – SİBEL DİNÇ ÇALIŞKAN
Psikolojik Manipülasyon Nedir?
Pekçok kişi, başkaları tarafından duygusal istismara maruz kalmakta ve zor kullanarak fikirleri, davranışları değiştirilmeye çalışılmaktadır. Psikolojik manipülasyon olarak adlandırdığımız bu davranışlarla amaç; karşı tarafın kontrolü kendi eline alarak birey üzerinden çıkar elde etmektir. Burada bir taraf için fayda söz konusuyken, diğer taraf zarara uğradığı gibi pek çok psikolojik sorunla da karşı karşıya kalabilmektedir. Psikolojik Manipülasyon Ne Demektir? Psikolojik manipülasyon ne demek sorusunun yanıtını en kısa haliyle; alınan bir kararda farklı kişilerin etki ve yönlendirmelerinin olması şeklinde tanımlayabiliriz. Bireylere psikolojik manipülasyon uygulamanın toplumda pek çok karşılığı bulunmaktadır. Manipülasyon arkadaşlık ve eş ilişkilerinde kullanılabildiği gibi, toplumları ve kurumları yönetmek için de kullanılabilmektedir. Manipüle edilen kişiler, aslında manipüle edildiklerinin farkında olmazlar ve kendi başlarına karar verdiklerini düşünürler. Karşı taraf, kontrolü öyle eline almıştır ki kişi; düşüncelerinin tamamen kendisinin olduğunu hisseder. Çoğu birey ortada olan konuyu kendi lehine çevirebilmek adına farkında olarak veya olmayarak karşısındaki kişiyi yönlendirebilir veya başkası tarafından yönlendirilebilir. Bu noktada farkındalık önem kazanır. Manipülasyon tekniklerini bilmek, maruz kalındığında farkına varabilmenin ilk adımıdır. Psikolojik Manipülasyon Teknikleri Nelerdir? Psikolojik manipülasyon teknikleri, birden fazla yöntemle ve farklı amaçlar için kullanılabilmektedir. En yaygın manipülasyon tekniği ise yalan söylemektir. Psikolojik manipülasyon için kullanılan teknikler aşağıda verilmiştir; Yalan Söylemek:Olaylar ve kişiler hakkında yalan söyleyerek karşı tarafın alacağı karar manipüle edilir. Birey, söylenen yalana inanıyorsa haksız tarafın lehine karar alabilir. Aşağılama ve Ötekileştirme: Manipüle etmek isteyen insanlar kendi düşüncelerine aykırı olan bireyleri dışlar, aşağılar ve ötekileştirir. Bu duruma katlanmak istemeyen kişiler ise istemeden manipüle edilir. Diversion: Bu yöntemin Türkçesi saptırmadır. Sorulan sorulara net cevaplar vermeyerek ve konuyu başka tarafa çekerek soru soran kişinin kafası karıştırılır. Böylece karşı taraf cevap alamaz ve kendisini başka bir konu hakkında konuşurken bulur. Kurban Rolünü Oynama: Manipüle etmek için kurban rolünü oynamak oldukça yaygındır. Kendisini acı çekerken gösteren manipülatöre inanan bireyler manipüle olarak karşı tarafı haklı görürler. Gaslight: Bu yöntemde manipülatörler karşı tarafı şüpheye düşürürler. Örneğin her zaman aynı yerde duran anahtarın yerini değiştirir ve sorulduğunda “bilmiyorum” cevabını verirler. Böylece bireyin kafası karışır ve kendinden şüphe eder. Bu teknik uzun süre belirli aralıklarla uygulandığında karşı tarafın düşüncelerinde kalıcı bir etki bırakabilir. Bu yöntemlerin bazıları bilinçli olarak kullanılırken bazıları bilinçsizce uygulanabilmektedir. Her birey biraz manipülatif davranabilir veya manipüle edilebilir. Önemli olan manipülasyonun boyutudur. Manipülasyona Maruz Kalındığında Neler Yapılmalı? Manipülasyona maruz kalındığından emin olmak için belirli süre gözlem yapmak gerekebilir. Karşı tarafın bilinçli olarak manipülasyon teknikleri uyguladığını ya da bilinçsizce bunu sık yaptığını düşünüyorsanız bazı önlemler almalısınız. Bu noktada kararlı bir tavırla kendi çizginizi çizerek karşı tarafın sizi ve düşüncelerinizi ele geçirmesini engellemelisiniz. Manipülatör kişiyle olan ilişkinizi gözden geçirmeniz almanız gereken bir diğer önemli önlemdir. Eğer manipülasyona uğradığınızı hissediyor ve süreçten olumsuz etkileniyorsanız profesyonel bir destek için www.psikolojiantalya.com adresinden ya da +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarından bizimle iletişime geçebilir ve daha fazla bilgi alabilirsiniz. B. SU YILDIZ – PSİKOLOG
Empati Mi Yapıyorsunuz? Yoksa Kendinizi Mi Feda Ediyorsunuz?
Empati, birçok farklı tanımı bulunan bir terimdir. En temelde empati kognitif yani bilişseldir; kişi, karşısındakini tanır ve onun neler hissettiğini anlar. Aynı zamanda duygusaldır; bu noktada kişi karşısındakini anlamakla kalmaz, onunla duygularını paylaşır. Bilişsel ve duygusal sürecin aktarımı olarak empati; kendi düşüncelerimizden sıyrılarak karşımızdakini anlamamızı sağlamaktadır. Empati yoluyla başkalarının inançlarını, arzularını ve duygularını kendimizden bağımsız şekilde anlamaya çalışırız. Ancak bazı kişiler; karşıdaki insanı anlamayı, onun ihtiyaçlarına olumlu yanıt vermek ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atmakla karıştırabiliyor. Kendini fena adını verdiğimiz bu şemanın empatiden ayrı olduğunu bilmemiz gerekir. Bu blog yazımızda empati mi yapıyorsunuz? Yoksa kendinizi feda mı ediyorsunuz? Sorularının yanıtlarını bularak içsel bir keşfe çıkacaksınız. Her Zaman Anlayış Gösteren ve Fedakarlık Yapan Taraf Siz Misiniz? Empati becerisi, sosyal hayat için oldukça gereklidir ve birçok problemi çözmemizi sağlar. Duygusal çatışmalarımızı önler ve daha iyi ilişkiler geliştirmemize yardımcı olur. Ancak; kendinizi karşıdaki insanın yerine koyarak, bireysel ihtiyaçlarınızı bir kenara bırakıyorsanız; karşıdaki insanın ihtiyaçlarını iyi anlıyor ve karşılamak için elinizden gelenin fazlasını yapıyorsanız, empati yapmayı biraz aşarak kendinizi feda ediyor olabilirsiniz. Bu noktada kendini feda şemasının ne olduğunu aktarmakta fayda var. Kendini Feda Şeması Fedakarlık ve kendini feda etmek arasında ince bir çizgi bulunmaktadır. Fedakarlık yaparak karşılıklı ilişkileri daha hoşgörülü ve iyi hale getirebilirsiniz ancak kendinizi feda ediyorsanız kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı ederek yalnızca karşı tarafı düşünürsünüz. Burada en önemli kriter; kişinin kendisini zora sokup sokmamasıdır. Sizi sıkıntıya sokacak durumlarda dahi karşı tarafı anlıyor, ihtiyaç ve beklentilerini biliyor ve size uygun olmasa bile her şeye evet diyerek karşı tarafı düşünüyorsanız, kendinizi feda ediyor olabilirsiniz. Bu davranışların olumsuz bir başka sonucu daha vardır; beklentiye girmek. Kendisini karşı taraf için feda eden ve sürekli fedakarlık yapan bireyler, dile getirmeseler dahi karşı taraftan aynı davranışları bekleyebilirler. Ben senin için bu kadar şey yaptım! Peki ya sen? Sorusunun cevabını sıklıkla düşünürler. Yanıt olumsuz olduğunda ise içten içe büyük bir kırgınlık oluşur; buna rağmen karşı tarafa hayır diyememeye devam ederler. Aşırı Empati Sendromu Sonucu Kendini Feda Etmek Kendini feda şeması ile birlikte sınırı aşan empati tablosu; aşırı empati sendromu olarak adlandırılabilir. Aşırı empati sendromunda, empati yaparak kendi işlerinizi ve ailenizi aksattığınızı gözlemliyorsanız aşırı empati yapıyor olabilirsiniz. Aşırı empati sendromu ve kendini feda nedir? Bu sorunun en net ve temel cevabı şudur; sürekli karşı tarafın hislerini ve düşüncelerini önemsemek, başkalarının ne düşündüğüyle fazlaca ilgili olmak aşırı empati sendromu olarak adlandırılabilir. Kişilerin aşırı empati sendromunu eyleme dönüştürdükleri durumlar ise kendini feda olarak adlandırılabilir. Aşırı empati yapmak kişilerde aşağıdaki problemlere yol açabilir; Değersizlik hissi, Hassaslık, Diğer insanlardan fazla etkilenme, Aşırı duygusallık Sahip olunan tüm bu hisler kişilerin sosyal, aile ve iş yaşamlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Aynı zamanda aşırı empati yapan bireyler kendi isteklerini, zevklerini ve hislerini her zaman ikinci plana atarlar. Kişinin gitmek istemediği bir yere sırf başkaları istiyor diye gitmesi aşırı empati sonucu kendini feda şemasına bir örnek olarak gösterilebilir. Bu durumda kişinin motivasyonu başkalarının onun hakkında ne düşüneceği ve nasıl hissedeceğidir. Başka bir düşünce ise karşı tarafın isteklerini yerine getirerek sevileceğine ve değer göreceğine inanmaktır. Kişiler değersizlik hissi sebebiyle ancak böyle sevilebileceklerini düşünürler ve bu sebeple istemedikleri şeyler yaparlar. Aşırı Empati Sendromu Sonucu Kendini Feda Şeması Neden Ortaya Çıkar? Her sendromun ortaya çıkışında belirli bir neden yatmaktadır. Aşırı empati sendromu da bir ya da birkaç farklı nedenden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Erken çocukluk anıları bu sendromun gelişmesinde son derece önemli bir faktördür. Erken çocukluk anıları: 0-6 yaş döneminde, ailesi tarafından sevilmemiş ve değer görmemiş çocuklarda bu sendrom ortaya çıkabilir. Çocuklar değerli hissetmek için toplum yargılarını içselleştirir ve buna göre davranmaya çalışırlar. Bu davranışlar kendini feda şeklinde gerçekleşebilir. Toplumun davranışları pekiştirmesi: Toplumun geneli, aşırı empati sendromu dolayısıyla kendini feda eden kişileri yanında tutmaktan ve zaman geçirmekten hoşnut olur. Bunun sebebi dediklerinin koşulsuz ve şartsız yapılıyor olmasıdır. Bunu fark eden bireyler ise davranışlarını sürdürür. Kişilik Bozuklukları: DSM-5 Kategorisinde ve “tanılanamamış kişilik bozukluğu” altında değerlendirilen aşırı empati sendromu, başka kişilik bozukluklarına eşlik edebilmektedir. Örneğin borderline (sınırda) kişilik bozukluğuna sahip bireylerde fazla empati duygusu olduğu gözlemlenmiştir. Zaman zaman kendinizi fazlaca empati yaparken ve başkalarının düşüncelerini ve isteklerini son derece içselleştirirken bulabilirsiniz. Ancak onları anlamak ve anladığınızı hissettirmek yerine, size uymasa bile yardımcı olmak için fazla efor sarf ediyorsanız; bir uzmandan destek alarak bu durumun altında yatan sebeplerin tespit ve tedavi edilmesini sağlayabilirsiniz. Eğer siz de empati yapmak yerine kendinizi feda ettiğinizi düşünüyorsanız bizimle www.psikolojiantalya.com adresinden ya da +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarından iletişime geçebilir ve profesyonel destek alabilirsiniz. psikolojist/Süpervizör Özgül Elitok
Aşırı Sevgi Gibi Görünen Manipülasyon: Love Bombing (Sevgi Bombardımanı)
Manipülasyon, kişiyi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek üzere kullanılan bir yöntemdir. Her ilişkide olabileceği gibi, romantik ilişkilerde de manipülasyonlara sıkça rastlanmaktadır. Yalanlarla partneri kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek, problem yaratmak ve problemin çözümü için tek çarenin manipülatör partnere sarılmak olduğu konusunda kişiyi ikna etmek, partneri kendinden mahrum bırakmak, partnerin duygularını çıkarları için kullanmak; romantik ilişkilerdeki manipülasyon örneklerinden bazılarıdır. Bunların yanı sıra son dönemlerde sıklıkla karşılaştığımız bir diğer manipülasyon çeşidi de love bombing yani; aşırı sevgi gibi görünen manipülasyondur. Manipülasyona uğrayan bireyler, bu manipülasyonları fark etmekte güçlük çekebilirler çünkü manipülasyon, manipülatör tarafından sürece yayılarak ve fark ettirilmeden yapılmaktadır. Bu süreçte manipülasyona uğrayan birey; kendine olan güvenini yitirme, kendini eksik ve yetersiz görme ya da değersiz hissetme gibi problemlerle karşılaşabilir. Uzun bir süre boyunca yönlendirilen ve manipüle edilen bireyler, farkındalık kazandıktan sonra bile kendinde şüphe ve güvensizlik hissedebilir. Bireylerin özgüvenlerinin eski haline dönmesi ise zaman alabilir. Manipülasyon dikkatli ve detaylı bir şekilde ele alınmalı, farkındalık için profesyonel destekten faydalanılmalıdır. Love Bombing (Sevgi Bombardımanı) Nedir? Love bombing bir diğer adıyla sevgi bombardımanı, manipülatörün kullandığı yöntemleri sonlandırması ile anlaşılmaktadır. Flört dönemlerinde veya ilişkilerin başlarında, manipülatör yoğun bir ilgi ve sevgi gösterir. Burada amaç kendi çıkarları uğruna karşı tarafı tamamen inandırmak ve kendine bağlamaktır. Öyle ki manipülatör inandırıcı olmak adına, partnerinin sosyal çevrelerinde dahi bu yoğun ilgi ve sevgi gösterilerinde bulunarak herkesin güvenini kazanır. İlişki ciddi bir boyuta geldiğinde ise gösterilen ilgi ve sevgi manipülatör tarafından aniden ve sebepsizce kesilir. Buna ek olarak, başkalarının yanında aşırı övme ve sevme davranışlarını tersine çevirerek ; partnerini sosyal çevresi içinde dahi eleştirmeye ve aşağılamaya başlar. Bu aşırı değişken durum, manipülasyona uğrayan kişi için oldukça ağır bir tablo olabilir ve olumsuz etkileri ilişki bittikten sonra dahi kalabilir. Love bombing sonrasında kişilerde aşağıdaki problemler görülebilir; Güven Problemi . Özgüvensizlik. Şüphecilik. Kendi hakkında sorgulamalar. Bireyler böyle bir manipülasyondan sonra sevilmeye değer bir birey olup olmadığını sorgulamaya başlayabilir. Başta gördükleri muhteşem sevgi ve ilginin aniden kesilmesi, sorunu kişinin kendisinde aramasına sebep olabilir. Çünkü ilişkinin en başında partneri tam anlamıyla mükemmel ve kusursuz bir kişiydi ve bir sebepten durum tersine dönmüştü… Love Bombing (Sevgi Bombardımanı) Nasıl Anlaşılır? Her insan çevresinde böyle kişiler ve ilişkiler olduğunu görür ancak kendilerine yapıldığında fark etmek çok zor olabilir. Bu manipülasyona maruz kalındığında insanlar ayakları yerden kesilmiş gibi hissederler ve aşkı yaşadıklarını düşünürler. Eğer aşağıdaki durumları gözlemliyorsanız love bombinge maruz kalıyor olabilirsiniz; Partneriniz ilgisini aniden kestiyse. İlişkinizdeki ilgi ve sevgide aşırı iniş ve çıkışlar varsa. Toplum içinde gördüğünüz ilgi ve sevginin tam tersine döndüğünü gözlemliyorsanız. Size yapılan eleştiri ve aşağılamaları anlamakta güçlük çekiyorsanız manipülasyona maruz kalıyor olabilirsiniz. Love bombing, manipülatör tarafından ilişkinin başlarında uygulanır ve burada amaç karşı tarafı kendine bağlamak ve güven duygusunu kazanmaktır. Sosyal çevrelerde de sevgilerini belli ederek güvenilir biri olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. İlişki ciddi bir konuma geldiğinde ise tüm bunlar aniden kesilir. Hatanız olmadığı halde, partnerinizin sürekli tavır değiştirdiğini gözlemliyorsanız love bombing ihtimalini düşünmelisiniz. Sevgi Bombardımanına Maruz Kalındığında Neler Yapılmalı? Love bombing kişiler üzerinde ciddi yıkıcı etkiler bırakabilir. Tamamen psikolojik ve duygusal bir manipülasyon türüdür ve siz fark edene kadar hep kendinizi sorgulamanıza sebep olur. Eğer böyle bir ilişkiden çıktıysanız özgüveninizi, güven duygunuzu ve şüpheci tavırlarınızı regüle etmek zorlaşabilir. Yeni ilişkiler yaşamadan ve bu olumsuz etkileri yeni partnerlerinize yansıtmadan önce profesyonel destek almanız önemlidir. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız www.psikolojiantalya.com adresinden ya da +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarından iletişime geçebilir ve profesyonel destek alabilirsiniz. Psikolog Su Yıldız









