Büyümek İstemeyen Çocuklar

Büyümek İstemeyen Çocuklar

Büyümek İstemeyen Çocuklar

Bebeklik; hayatın en konforlu dönemi gibi görünse de aslında hayatı tanımaya dair çaba gösterilen, isteklerin ifade edilmesinde zorlanılan, bir ötekine en çok ihtiyaç duyduğumuz, en bağımlı olduğumuz dönemdir. Bebek dil becerilerini kullanamasa da bakım veren ebeveyne kendi ihtiyacını, arzusunu bazen ağlayarak, bazen gülerek, bazen öfkelenerek anlatmak zorundadır çünkü bir açıdan o bakımı alması hayatta kalması için zaruridir. Bu dönemde ebeveynler de bebeklerinin huzurlu ve mutlu olabilmeleri için onların istek ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere onları anlamaya çalışarak hareket ederler. Ebeveynin bu çabası ve ihtiyaçları algılayabilme, yerine getirebilme kapasitesi  ve bu bakım verme sırasındaki tavrı bebeğin hayatının sonraki bütün dönemlerinde duygusal ve somut bütün ihtiyaçlarını nasıl ifade ve talep edeceği konusunda etkileyebilecek düzeyde bir temel oluşturur. Hayatı yeni yeni tanımaya başlayan bebeğin benliği üzerinde ebeveynlerin ilgi düzeyi ve yaklaşımları, oldukça hayati bir konudur.

Ebeveynleri tarafından istek ve ihtiyaçları karşılanmamış, yeterince sevgi gösterilmemiş bir bebekte ilgi ve sevgi yoksunluğu sebebiyle oluşabilecek işlevsiz şemalar olabileceği gibi; ebeveynleri tarafından istek ve ihtiyaçları aşırı düzeyde karşılanmış, aşırı sevgi ve ilgi ile büyüyen çocuklarda da büyümek istememe veya regresif davranışlar dediğimiz davranışlar gözlemlenebilir.

 

Çocuklar Neden Büyümek İstemezler?

Bebekken ağladığında altının kirlendiğini anlayan annesi altını temizliyor, düşüp canı acıdığında sakinleşmesi için emziriyor, karnı acıktığında mama veriyor, canı sıkıldığında onunla oynuyor ve ilgileniyordu. Tüm dünyanın merkezinde ise bebeği vardı. O her ağladığında onu mutlu etmek için saçını süpürge ederdi ve bu bebek çok konforluydu. Büyümeye başlamasıyla artık bebek için sorumluluklar da beraberinde gelmeye başladı. Ama bu çocuk için rahat bebeklik dönemini bırakıp kendisi için bulanık olan büyüme dönemine geçiş yapmak; annesinden ayrılmak, tek başına mücadele etmek ve sorumluluk almaya başlamak anlamına gelebilir. En güvenli ve sığınılacak liman olan annesinin okula giderken yanında olmaması ve onca çocuk içerisinde tek başına mücadele etmek zorunda kalması veya kendisini annesi kadar kolay algılamayan başka bir yetişkine ihtiyaçlarını daha anlaşılır bir şekilde söyleme zorunluluğunun olması büyük bir kaygı sebebi olabilir. Bu durum; eğitim alması gereken okulda bocalamasına neden olarak çocuğun yaşıtlarının gerisinde kalabilmesine, yaşıtlarıyla ve öğretmeniyle iletişiminde sorunlar oluşabilmesine ve hatta sınıf tekrarı ile okula adaptasyon sürecinin uzayabilmesine neden oluşturabilir. Aynı zamanda çocuk  bu kaygıyla baş edebilmek adına kendine takıntılar geliştirerek kendi güvenli alanını yaratmaya çalışabilir.

 

Büyümek istemeyen çocukta aşağıdaki belirtiler gözlemlenebilir;

– Aşırı kaygılı davranışlar; dudağıyla oynama, tırnak yeme.

– Bebek gibi sesler çıkarma

– Meme emmek isteme

– İletişim problemleri

– Yaşıtlarıyla oyun oynamak istememe

– Bebeklik objelerine bağlılık

– Ağlama krizleri

– Aşırı sinirlilik hali

-Alt ıslatma

– Okula gitmek istememe, okulda sorun çıkarma

– Öğrenme becerilerinde gerilik.

 

Çocuğun güvenli dönem olan bebeklik çağından çıkması ve olduğu yaşı kabullenerek yaşıtlarının yapabildiklerine adapte olabilmesi için psikolojik anlamda kendini hazır hissetmesi çok önemlidir. İçsel problemlerinin çözülmesi, büyümenin heyecan ve macera dolu olduğunu kabul etmesi, bu maceralara keyifle yaklaşabilmesi, keşfetmekten zevk alması ve anne ile aşırı bağlılık sorunlarının çözülmesi için doğru ve profesyonel destek mutlaka gereklidir.

Uzman görüş ve desteği için bizimle www.psikolojiantalya.com adresinden, +90 555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaraları üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Büyümek İstemeyen Çocuklar