Bir şikâyetin fizyolojik mi psikolojik mi olduğunu kendi başınıza ayırt etmeniz çoğu zaman mümkün değildir ve bunu tahmin etmeye çalışmak risklidir. Fizyolojik rahatsızlık, bedenin bir organında, dokusunda ya da sisteminde ortaya çıkan, tıbbi muayene ve gerektiğinde tetkiklerle değerlendirilen sorunlardır. Psikolojik etkenler ise bu belirtileri başlatabilir, artırabilir ya da sürdürebilir. Doğru sıra şudur: Önce bir hekim değerlendirmesi, ardından gerekiyorsa psikolojik destek. Bu yazıda fizyolojik, psikolojik ve psikosomatik kavramlarını açıklıyor, hangi durumda kime başvurmanız gerektiğini ve hekim ile psikoloğun nasıl birlikte çalıştığını anlatıyoruz.

Fizyolojik rahatsızlık nedir?

Kısaca: Fizyolojik rahatsızlık ya da fizyolojik hastalık, vücudun normal işleyişinde bir bozulma sonucu ortaya çıkan, bedensel bir nedene dayanan sağlık sorunudur. Fizyoloji, vücudun nasıl çalıştığını inceleyen bilim dalıdır; “fizyolojik” kelimesi de bu nedenle “bedensel işleyişle ilgili” anlamına gelir.

Fizyolojik hastalıklar nelerdir diye sorulduğunda çok geniş bir yelpaze akla gelir. Genel olarak şu gruplar örnek verilebilir:

  • Enfeksiyonlar (bakteri, virüs ve benzeri etkenlere bağlı hastalıklar)
  • Hormon ve metabolizma sorunları (örneğin tiroid bezi ya da kan şekeri düzenindeki bozukluklar)
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Sindirim sistemi hastalıkları
  • Solunum sistemi hastalıkları
  • Nörolojik hastalıklar
  • Kan değerleriyle ilgili sorunlar (örneğin kansızlık) ve vitamin, mineral eksiklikleri
  • Kas, eklem ve iskelet sistemi sorunları

Bu liste yalnızca fikir vermek içindir. Aynı belirti, örneğin yorgunluk ya da çarpıntı, bu gruplardan birçoğunda görülebilir. Bu yüzden belirtinin kaynağını anlamak hekimin işidir.

Psikolojik ve psikosomatik ne demek?

Psikolojik rahatsızlıklar; duygu, düşünce ve davranışları etkileyen, kişinin işlevselliğini ve yaşam kalitesini bozan durumlardır. Kaygı bozuklukları, depresyon ya da travma sonrası stres bozukluğu bunlara örnektir. Bu durumlar yalnızca “zihinde” kalmaz; çoğu zaman bedensel belirtilerle birlikte görülür.

Psikosomatik kavramı ise zihin (psiko) ile beden (soma) arasındaki etkileşimi anlatır. Günlük dilde “psikosomatik” denildiğinde genellikle stres, kaygı ya da bastırılmış duyguların bedensel belirtilere yol açması ya da var olan bir hastalığı alevlendirmesi kastedilir. Burada altını çizmek gereken nokta şudur: Psikosomatik belirtiler hayali değildir. Kişi ağrıyı, bulantıyı ya da çarpıntıyı gerçekten yaşar.

Üç kavramı şöyle ayırabiliriz:

  • Fizyolojik: Belirtinin bedensel bir nedeni vardır ve tıbbi olarak tedavi edilir.
  • Psikolojik: Temel sorun duygu, düşünce ve davranış alanındadır; bedensel belirtiler eşlik edebilir.
  • Psikosomatik: Ruhsal etkenler bedensel belirtileri başlatır, şiddetlendirir ya da sürdürür. Bedensel bir hastalıkla birlikte de görülebilir.

Gerçek hayatta bu ayrım çoğu zaman bu kadar keskin değildir. Kronik bir bedensel hastalık kaygı ve çökkünlüğe yol açabilir; yoğun stres de bağışıklık, sindirim ya da uyku gibi bedensel süreçleri etkileyebilir. Bu nedenle modern sağlık anlayışı beden ile zihni birbirinden ayrı değil, birlikte değerlendirir.

Bu etkileşimin bir açıklaması, bedenin stres tepkisidir. Tehdit algıladığımızda sinir sistemi bedeni “savaş ya da kaç” durumuna hazırlar: Kalp hızlanır, nefes sıklaşır, kaslar gerilir, sindirim yavaşlar. Bu tepki kısa süreli tehlikelerde işe yarar. Ancak stres uzun süre devam ettiğinde beden sürekli alarm halinde kalabilir ve bu durum zamanla ağrı, sindirim şikâyetleri, uyku sorunları ve yorgunluk gibi belirtilere katkıda bulunabilir.

Önce neden hekime gitmelisiniz?

Bedensel bir şikâyetiniz varsa ilk adım her zaman tıbbi değerlendirmedir. Bunun birkaç önemli nedeni vardır:

  • Bazı fizyolojik hastalıklar kaygı, çökkünlük, yorgunluk veya dikkat sorunları gibi ruhsal belirtilerle kendini gösterebilir. Örneğin hormon dengesizlikleri ya da kansızlık bu tür belirtilere yol açabilir.
  • Bir belirtiyi erken aşamada “stres” diye açıklamak, tedavi edilebilir bir hastalığın gözden kaçmasına neden olabilir.
  • Tıbbi değerlendirmenin temiz çıkması, varsa kaygının azalmasına ve psikolojik çalışmanın daha sağlıklı bir zeminde başlamasına yardımcı olur.

Hangi tetkiklerin gerektiğine hekiminiz karar verir. Bu süreçte belirtilerinizin ne zaman başladığını, ne sıklıkla olduğunu, neyle arttığını ve azaldığını not etmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.

Şu durumlarda beklemeden sağlık kuruluşuna başvurun, acil bir durumda 112'yi arayın: göğüs ağrısı veya baskı hissi, ani ve şiddetli nefes darlığı, bayılma, konuşma bozukluğu ya da vücudun bir tarafında güçsüzlük, yüksek ateş, kanama, açıklanamayan hızlı kilo kaybı ya da hayatınızda yaşadığınız en şiddetli baş ağrısı.

Psikosomatik belirtiler nelerdir?

Stres ve duygusal yük bedende pek çok farklı biçimde kendini gösterebilir. Tıbbi değerlendirme yapıldıktan sonra psikolojik etkenlerin de rol oynayabildiği sık belirtiler şunlardır:

  • Baş ağrısı, boyun ve sırt bölgesinde kas gerginliği
  • Mide bulantısı, hazımsızlık, karın ağrısı, bağırsak alışkanlığında değişiklik
  • Çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, nefesin yetmiyormuş gibi gelmesi
  • Uyku sorunları ve dinlendirmeyen uyku
  • Sürekli yorgunluk, halsizlik
  • Baş dönmesi, el ve ayaklarda karıncalanma
  • Ciltte kaşıntı ya da var olan cilt sorunlarının alevlenmesi

Belirtilerin psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceğini düşündüren bazı ipuçları vardır: Belirtilerin stresli dönemlerde belirgin biçimde artması, tatilde ya da rahatladığınızda azalması, kaygı ve gerginlikle birlikte ortaya çıkması gibi. Ancak bu ipuçları tek başına tanı koydurmaz; yalnızca hekiminizle ve psikoloğunuzla konuşmanız gereken bilgilerdir. Stresin özellikle mideyi nasıl etkileyebileceğini stresten midem bulanıyor, ne yapmalıyım yazımızda ele aldık.

Bazı kişilerde ise bedensel belirtilerle ilgili kaygı o kadar yoğunlaşır ki kişi sürekli hastalık düşüncesiyle meşgul olur, belirtileri tekrar tekrar kontrol eder ya da çok sayıda doktora başvurur. Bu da başlı başına ele alınması gereken bir durumdur.

Günlük hayatta neler yapabilirsiniz?

  1. Belirti günlüğü tutun. Şikâyetin ne zaman ortaya çıktığını, o sırada ne yaşadığınızı, uykunuzu ve beslenmenizi kısaca not edin. Bu bilgiler hem hekiminiz hem de psikoloğunuz için değerlidir.
  2. Tedavinizi yarım bırakmayın. Bir bedensel hastalık tanısı aldıysanız, psikolojik destek bu tedavinin yerine geçmez; onu tamamlar.
  3. Bedeninizi sakinleştirmeyi öğrenin. Yavaş ve derin nefes alma, kas gevşetme egzersizleri ve düzenli hafif egzersiz, stresin bedendeki etkisini azaltmaya yardımcı olabilir.
  4. Uyku ve beslenme düzeninize dikkat edin. Düzensiz uyku ve öğün atlamak hem bedensel hem ruhsal belirtileri artırabilir.
  5. Duygularınızı ifade etmenin yollarını bulun. Yaşadıklarınızı güvendiğiniz biriyle konuşmak ya da yazmak, bastırılan duyguların bedende birikmesini azaltabilir.
  6. İnternette belirti aramayı sınırlayın. Sürekli arama yapmak çoğu zaman kaygıyı artırır ve belirtilere daha fazla odaklanmanıza yol açar.

Hekim ve psikolog nasıl birlikte çalışır?

Tıbbi değerlendirme yapıldığı halde belirtiler sürüyorsa, belirtilerin yoğunluğu bulgularla açıklanamıyorsa ya da hekiminiz stres ve kaygının tabloya katkı yaptığını düşünüyorsa psikolojik destek iyi bir sonraki adımdır. Bu, hekiminizin sizi “geçiştirdiği” ya da belirtilerinizin “uydurma” olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, sorunun birden fazla boyutuna aynı anda bakıldığı anlamına gelir.

Antalya'da ya da online yürütülen bireysel terapi sürecinde belirtilerinizin hangi durumlarda arttığı, eşlik eden düşünce ve duygular ile stresle baş etme biçimleriniz birlikte incelenir. Bilişsel davranışçı terapi, bedensel duyumlara yönelik felaketleştirici düşünceleri fark etmeye ve beden ile zihin arasındaki kısır döngüyü kırmaya yardımcı olabilir. Gerektiğinde psikolojik testler değerlendirmeyi destekleyebilir. Psikiyatrik değerlendirme gerekirse bu da planlanabilir; ilaç tedavisi gerekip gerekmediğine psikiyatrist karar verir.

Bedensel ve ruhsal sağlık birbirinden ayrı değildir. Hem hekiminizle hem de bir ruh sağlığı uzmanıyla iş birliği içinde ilerlemek, belirtilerinizi anlamanın ve onlarla baş etmenin en güvenli yoludur.

Sık Sorulan Sorular

Fizyolojik rahatsızlık ne demek?

Fizyolojik rahatsızlık, vücudun bir organında, dokusunda ya da sisteminde ortaya çıkan, bedensel bir nedene dayanan sağlık sorunudur. Bu tür sorunlar hekim muayenesi ve gerektiğinde tetkiklerle değerlendirilir ve tıbbi olarak tedavi edilir.

Belirtilerimin psikolojik olduğunu nasıl anlarım?

Bunu kendi başınıza anlamanız mümkün değildir. İlk adım bir hekime başvurmak ve gerekli değerlendirmeleri yaptırmaktır. Bedensel bir neden bulunmadığında ya da belirtiler stresle belirgin biçimde değiştiğinde psikolojik etkenler bir ruh sağlığı uzmanıyla birlikte değerlendirilebilir.

Psikosomatik ağrı gerçek midir?

Evet. Psikosomatik belirtiler hayali değildir; kişi ağrıyı, bulantıyı ya da çarpıntıyı gerçekten yaşar. Fark, belirtiyi başlatan ya da sürdüren etkenler arasında stres ve duygusal yükün de yer almasıdır.

Psikosomatik belirtiler için önce doktora mı psikoloğa mı gitmeliyim?

Önce doktora gitmelisiniz. Bedensel nedenlerin dışlanması ya da varsa tedavi edilmesi gerekir. Ardından hekiminizin de önerisiyle psikolojik destek alarak stres ve kaygının belirtilerdeki payını ele alabilirsiniz.

Antalya’da Destek

Psikoloji Antalya Klinik Psikoloji Enstitüsü’nde, Konyaaltı ve Lara’daki ofislerimizde ya da online olarak bireysel terapi hizmeti veriyoruz. Bu konuda bir uzmanla konuşmak isterseniz Bireysel Danışmanlık sayfamızdan ekibimizi tanıyabilir ya da doğrudan bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve bir uzman değerlendirmesinin yerini tutmaz.