Terapi Ekolleri

Motivasyonel Terapi

Motivasyonel terapi, içinde bulunduğu durumdan memnun olmayan ancak değişim konusunda da zorluklar yaşayan kişierle yapılan görüşme tekniklerinden bir tanesidir. Motivasyonel görüşme kişinin içinde bulunduğu zorlantının çözümlenmesi ve değişime yönelmesine yardımcı olmak amacıyla gerçekleştirilir. Motivasyon sürecini bir kişiyi gerçekleştirmek istediği değişim için harekete geçiren, hareketi sürdürmesini sağlayan ve sağladığı bu durumu istikrarlı bir şekilde devam ettiren itici güç olarak tanımlayabiliriz. Bu kimimiz için diyet, kimimiz için spor, hatta kimimiz için terapiye başlamak ve devam ettirmek olabilir. Daha pek çok şekilde örneklendirebileceğimiz hususlar için ihtiyaç duyduğumuz motivasyon süreci, bizlere aynı zamanda ilerleyen süreçlerde kararlılık, azim, irade gibi duygu durumlarını da tam olarak yaşayabileceğimiz olanaklar sağlar. Motivasyon İhtiyacı Duyulan Durumlar Kendimiz için yararlı olacağını bilsek bile bazen harekete geçmekte zorlanabileceğimiz durumlarla karşı karşıya gelmemiz mümkündür. Bununla birlikte bazen de yakaladığımız motivasyonel enerjiyi uzun süreli devam ettirme kısmında da problemler yaşayabiliriz. Bu durumların genel olarak nedeni başlamak ya da başlamamak, devam ettirmek ya da ettirmemek için sebeplerimizin olmasıdır. Örneğin kendimizi ve içsel sıkıntılarımızı anlamlandırıp çözümlemek adına terapiye başlamak isteyip, sonrasında tekrardan yüzeye çıkacak sorunlarımızla yüzleşmek istemediğimizden terapimizi erteleyebiliriz. Ya da başladığımız bir diyeti sevdiğimiz yiyeceklerden uzak kalmanın sıkıntısı ile yarım bırakabiliriz. Görüldüğü gibi motivasyon gerektiren durumlar söz konusu olduğunda bir eylemi gerçekleştirmek çelişik düşünceler barındırabilir. Motivasyonel Terapi Nasıl Sürdürülür? Motivasyonel terapi diğer terapilerde olduğu gibi her zaman işbirliği içerisinde sürdürülür. Kişinin özerkliğine saygı duyulur ve desteklenir. Danışanın deneyimleri ile bakış açısı dikkatle incelenir. Burada amaç kişiyi ikna etmek değil, çelişik düşüncelerle ilgili soru işaretlerini çözmek ve kişinin kendi kararı ile ne yapması gerektiğini yine kişinin kendisinin bulmasını sağlamaktır. Motivasyonel görüşmeler esnasında kararlar danışanlara aittir. Değişim için özkaynaklar bulunup harekete geçirilerek kişide istek uyandırılır. Bu durum kişiyi aşırı biçimde övmek pohpohlamak ile karıştırılmamalıdır. Terapistin görevi değişimle ilgili olağan süreci kolaylaştırmaktır. Bunun için terapistiniz gerektiğinde doğru soruları sorarak fark edilmeyen zorlantılarınızı size gösterebilir. Talep ederseniz terapistiniz size önerilerde bulunabilir. Yapılan araştırmalar diyet, egzersiz ve bağımlılık konusunda sıkıntı çekenlerde motivasyonel görüşmelerin yardımcı olduğunu göstermektedir. Kararlarınızı hayata geçirmekte zorlanıyorsanız, karar verdiğiniz eylemlerinizi aktivitelerinizi sürdürmekte zorlanıyorsanız ve bu durum hayatınızı etkilemeye başladıysa profesyonel yardım almanız yararlı olabilir. Uzman Klinik Psikolog Dizge Yüksel

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir?

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Nedir? Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kişilerin bilişsel yani olayları ve durumları algılama, anlamlandırma ve yorumlama süreçleri ile davranışlarını ele alan psikoloji türüdür. Bilişsel davranışçı terapi insanların psikolojik gelişimlerinin ve davranışlarının büyük bir kısmının bilişsel ve öğrenme ilkelerine dayandırır. Duyguların ve rahatsızlık veren davranışların öğrenme kuramları ve bilişsel ilkelerin ışığında, psikolojiye uyarlanıp rahatsızlık veren duygu ve davranışların değiştirilmesidir. BDT Neyi Hedefler? Bilişsel davranışçı terapi, psikoloji biliminin sağladığı birtakım kuram ve öğretileri psikoloji sürecinde kullanarak uyumsal bir biliş ve davranışın geliştirilmesini aynı zamanda uyumsuz olan davranış ve bilişlerin ortadan kaldırılmasını hedefler. Bunu da kişinin bilişsel süreçleri ve davranışlarına odaklanarak yapar. Biliş kısaca bilinç akışını oluşturan tüm parçalara verilen addır. Çevremizi, olayları, kişileri nasıl algıladığımız, anlamlandırdığımız, yorumladığımız, aynı zamanda istem dışı aklımıza gelen otomatik düşüncelerimiz ve şemalarımız (temel inançlarımız ve ona bağlı gelişen ara inançlarımız) bilişsel sürecimizin parçasıdır. BDT aynı zamanda bilişsel süreçlerimizin sonucunda sergilediğimiz davranışlarımızı ele alıp, uyumsuz davranışlarımızla çalışıp çevremize karşı daha uyumlu bir hale getirmeyi sağlar. Seanslarda BDT ile Nasıl Çalışılır? Seanslarda önce değerlendirme yapılır. Danışandan öyküsü alınır. Yardım istenmesinin amacı öğrenilir. Danışan ve terapist işbirliği ile sorunları tespit eder. Burada öncelik danışanın neleri sorun olarak gördüğüdür. Birden fazla sorun varsa öncelikler belirlenir ve bu şekilde terapi hedefi konur. Hedef koymak hem danışan için hem de terapist için durumu somutlaştırmayı sağlayıp, terapi süreci boyunca ne kadar yol alındığı konusunda soru işaretlerini giderir. Hedef belirlendikten sonra danışanın terapi süreci ile ilgili motivasyonu değerlendirilir. Sorun ile ilgili terapist bir formülasyon çıkarır ve bir tedavi planı oluşturur. BDT’nin bir diğer değindiği nokta danışanlara bilişsel modelin tanıtılıp psikoeğitim verilmesidir. Daha sonraki süreçte bilişsel davranışçı müdahalelerle terapi süreci devam eder. Terapi süresince danışanın duygu, düşünce ve davranışı gözlemlenip danışanla birlikte sıralanan sorunların altında yatan temel inançlar, mekanizmalar, baş etme yöntemleri, kullanılan savunmalar, bilişsel hatalara bakılarak bir takım temalar elde edilir. Danışanda durumu ile ilgili farkındalık oluşturulduktan sonra uygun aktiviteler (ev ödevleri) ile danışanın sorunlarıyla başetme becerileri geliştirilerek duyguları, düşünceleri ve davranışları rahatsızlık vermeyecek düzeye indirilir. Danışanlar sıkıntılarıyla başedebilir duruma geldikten sonra ileriye yönelik yinelemeyi önleme çalışmaları ile terapi süreçleri sonlandırılır. BDT Hangi Problemlerdeİşe Yarar? Depresyon Obsesif kompulsif bozukluk Kaygı (Anksiyete) bozuklukları Panik bozukluğu Travma sonrası stres bozukluğu Yeme bozuklukları Cinsel işlev bozuklukları Alkol ve maddeyi kötüye kullanımı Sosyal fobi Somatoform bozukluklar Ayrıca Bipolar bozukluk, kişilik bozukluğu ve uyku bozukluklarında bilişsel davranışçı terapinin tedaviye katkı sağladığı bilinmektedir. Dizge YÜKSEL Uzman Klinik Psikolog   KAYNAKLAR: Türkçapar, M. H., (2018). Bilişsel Davranışçı Terapi Temel İlkeler ve Uygulama, 60-69. Uzman Klinik Psikolog Dizge Yüksel

Duygu Odaklı Terapi

Duygu Odaklı Terapi Duygu olmadan bilgi olmaz. Bir gerçeğin farkında olabiliriz ama gücünü hissetmedikçe o gerçeğin bilgisi bizim değildir. Beynin bilişine ruhun deneyimi eklenmelidir. (Arnold Bennett)   Her insan bir hikâyedir. Duygular da bu hikâyelerin hem oluşturulmasında hem de güncellenmesinde rol oynar. Yaşantılarımıza hangi duyguyla bakıyorsak deneyimlerimiz de ona göre şekillenir. Temas ettiğimiz insanlar, ebeveynlerimiz ve kendiliğimiz hakkındaki algılarımız duygu deneyimlerimiz aracılığıyla güncellenir. Yani, duygu hem kişinin kendisini hem de iletişim içinde olduğu kimseyi etkiler ve yaşama anlam verir.  Burada söz konusu olan statik değil, dinamik, yaşayan bir hikâyedir.  Duygularımız üzerinde çoğunlukla pasif bir farkındalığa sahibizdir. Oysa duygularımız yaşadığımız çevreye uyum sağlamamızı deneyimlerimizin bize iyi gelip gelmediğini gösterir. Böylelikle ihtiyaçlarımızın bilgisini verir. Yaşadığımız iyi veya kötü olaylar karşısında hissettiklerimiz, bize ihtiyacımızın karşılanıp karşılanmadığını gösterirler. Bu sebeple kişinin ihtiyaçlarının farkındalığı duygularının aktif olarak rol oynadığı deneyimlerini anlamlandırması aracılığıyla mümkün olur  Danışanları terapiye getiren hayatını olumsuz etkileyen duygusal döngülerdir:‘’Sürekli mutsuz hissediyorum’’, ‘’Sürekli korku içindeyim’’, “Çok sıkılıyorum’’, ‘’Her şeye öfkeleniyorum’’  vb… Getirilen bu duygular karşısında terapist, duygu odaklı baş etme becerilerini geliştirme amacıyla hareket eder. Bunu da, kişiye duygusunun farkında olması, duygusunu kabul etmesi ve duygu deneyimini anlamlandırmasında yardımcı olarak yapar. Terapide, iki aşamadan oluşur: ulaşma ve ayrılma. Başlıca önerme şudur: bir kişi bir yeri terk etmek için öncelikle oraya ulaşmalıdır. Çoğunlukla içinde bulunduğumuz bize sıkıntı veren duygudan kaçınmak isteriz. Terapist danışanı kaçındığı duyguya varması için cesaretlendirir. Ulaşılan yerdeki duygu düzenlenir. İşlevsel olmayan duygularla çalışılır ve bu duygular adaptif hale getirilir.  Sonuç olarak duygu odaklı terapi, duygunun farkına varılmasının, kabul edilmesinin ve anlaşılmasının önemini, terapide duyguların bedensel olarak yaşanmasını ve psikoterapötik değişimi sağlamada duyguyu değiştirmenin önemini vurgulamaktadır. Duygu odaklı terapi, duyguların, eğer aktifleştirilirse, doğal uyum potansiyellerinin olduğunu varsayar; ki bunlar, danışanlara istenmeyen kendilik deneyimini iyileştirmede ve problemli duygusal durumları ve etkileşimleri değiştirmede yardım eder. Dile dökülmemiş duygular asla ölmez. (Sigmund Freud)