Bireysel

Bağımlılık

Bağımlılık / Yetersizlik Yetişkin bireylerin hayatlarını mutlu idame ettirebilmeleri için bazı önemli yetilere sahip olması gerekir. Bireylerin kendi ihtiyaçlarını başka birilerine ihtiyaç duymadan karşılamaları oldukça önemlidir. Psikolojide bağımlılık / yetersizlik olarak adlandırılan bu durum, bireyin günlük hayatta kendi yapması gereken işleri yapamayıp başkalarına ihtiyaç duyması durumudur. Genel olarak kendilerini savunmasız ve çocuksu hisseden bu kişiler, ikinci bir şahsın yardımı olmadan gündelik yaşamı kontrol etmekte zorlanırlar. Finans yönetimi, karar alma, bir şey alırken beliren kararsızlık, yanlış ile doğrunun arasındaki ayrım gibi temel meselelerde sorun yaşarlar. Bu yetersiz hissetme ve karar almadan çekinme durumu, kişiyi bağımlılık noktasına iter. Psikoloji Antalya olarak bizler, bağımlılık / yetersizlik şeması olarak da nitelenen bu durumda olan kişilere profesyonel destek vermekteyiz.  Bağımlılık / Yetersizlik Belirtileri Bağımlılık / yetersizlik durumu olan kişiler, gün içerisinde belli başlı sorunlarla fazlasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Gayet basit işlerde dahi ikilemde kalarak karar vermekte zorlanan bu kişilerin hayatları kendileri ve çevresindekiler için kabusa dönebilmektedir. Bağımlılık / yetersizlik şemasına sahip olan insanlar genel olarak çevresinden fazlasıyla yardım isterler. Kendilerine verilen bir görevi yaparken hata yapmamak için çok fazla soru sorarlar. Bir görev verileceği zaman istekli olmaz ve çekingen dururlar. Kendi paralarını yönetme de dahi zorlanmanın yanında tek başlarına araba sürmek, seyahat etmek, toplum içerisine tek başlarına girmek de onlar için zorlayıcı olabilmektedir. Yaptıklarını küçük görerek sürekli olarak eksiklerini düşünürler, kararlarını kendileri veremezler, yeni atılımlar yapmaktan kaçınırlar. Tek başına kalmaktan ve zaman geçirmekten çekinebilirler.  Bağımlılık / Yetersizlik Tedavisi Neredeyse her psikolojik durumun çözümü olduğu gibi bu bağımlılık / yetersizlik durumunun da çözümü vardır. Psikoloji Antalya bağımlılık / yetersizlik çözümü alanında da oldukça profesyonel şekilde danışanlarına hizmet vermektedir. Birebir seanslarda bu davranışların hangi sebepten kaynaklandığı saptanarak bu sebeplerin üzerinde konuşulur ve uzman kişiye özel bir yol çizer. Danışan, zaman içerisinde kendine olan güvenini tekrar yerine kazanabilir ve artık hata yapmaktan korkmadan kararlar almaya başlayabilir. Kişinin kendine olan güveni arttıkça kendine yetmeye yönelir, kendine yettikçe de çevresine duyduğu bağımlılık duygusunda azalma olur. Bizimle www.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak iletişime geçebilirsiniz.    

Kötü Anılarımı Unutmak İstiyorum

Hayat, inişleri ve çıkışları, mutlulukları ve hüzünleriyle dolu bir yolculuktur. Her birimiz, zaman zaman bizi derinden etkileyen olaylar yaşarız. Bu olaylar, bazen öyle bir ağırlık yaratır ki, onları unutmak isteriz. Ancak unutmak her zaman kolay değildir. Kötü anılar, zihnimizin en karanlık köşelerinde saklanır ve en beklenmedik anlarda karşımıza çıkar. Kötü anılarla başa çıkmanın ilk adımı, onları kabul etmektir. Yaşananları inkâr etmek veya görmezden gelmek, bu anıların üzerimizdeki etkisini azaltmaz. Aksine, bu durum onları daha da güçlendirir. Anılarımızı kabul etmek, onlarla yüzleşmek demektir. Bu yüzleşme, zaman zaman acı verici olsa da iyileşme sürecinin başlangıcıdır. İyileşme sürecinde, kötü anıları olumlu düşüncelerle değiştirmek önemlidir. Bu, kolay bir iş değildir ve zaman alır. Ancak olumlu düşünceler, zihnimizdeki negatif duyguların yerini alabilir. Meditasyon, yoga ve mindfulness gibi teknikler, bu süreçte yardımcı olabilir. Bu teknikler, zihnimizi şimdiki ana odaklamamıza ve geçmişin ağırlığından kurtulmamıza yardımcı olur. Bir diğer önemli nokta ise, kötü anıların üzerimizdeki etkisini azaltmak için sosyal destek aramaktır. Dostlarımız, ailemiz veya profesyonel yardım alabileceğimiz terapistler, bu süreçte bize destek olabilir. Onlarla konuşmak, duygularımızı ifade etmek, yalnız olmadığımızı hissettirir ve iyileşme sürecini hızlandırır. Kötü anıları unutmak istediğimizde, kendimize şefkat göstermek de çok önemlidir. Kendimizi suçlamak veya yargılamak yerine, yaşadıklarımızdan ders çıkarmaya çalışmalıyız. Her deneyim, bizim için bir öğrenme fırsatıdır. Bu öğrenme süreci, bizi daha güçlü ve daha bilge kılar. Nasıl Kötü Anıları Unutabilirsiniz: İpuçları Kötü anılarla başa çıkmak bazen zor olabilir. Ancak, unutmak için bazı etkili yollar vardır. İşte size kötü anıları unutmanıza yardımcı olacak pratik ipuçları: Anıları Kabul Edin ve Değerlendirin Öncelikle, kötü anıları kabul edin ve duygularınızı değerlendirin. Bu anıları neden unutmak istediğinizi anlayın. Bu, onlarla başa çıkmanın ilk adımıdır. Yeni ve Pozitif Anılar Oluşturun Yeni ve pozitif anılar oluşturmak, kötü anıları unutmak için harika bir yoldur. Arkadaşlarınızla zaman geçirin, yeni hobiler edinin ve sevdiğiniz aktivitelere odaklanın. Zihinsel ve Fiziksel Aktiviteler Yapın Zihinsel ve fiziksel aktiviteler yapmak, zihninizi meşgul ederek kötü anıları unutmanıza yardımcı olabilir. Kitap okuma, spor yapma veya meditasyon gibi aktiviteler bu konuda etkilidir. Destek Alın Kötü anıları unutmak için profesyonel destek almak önemlidir. Bir terapist veya danışman, duygularınızı anlamanıza ve kötü anıları işlemenize yardımcı olabilir. Geleceğe Odaklanın Geleceğe odaklanmak, geçmişteki kötü anıları geride bırakmanıza yardımcı olabilir. Hedefler belirleyin ve kendinizi yeni fırsatlara açın. Kötü anıları unutmak zor olabilir, ancak bu ipuçlarıyla daha olumlu bir bakış açısı geliştirebilir ve daha sağlıklı bir zihinsel duruma ulaşabilirsiniz. Son olarak, kötü anıları unutmak için zaman gereklidir. Zaman, her şeyin ilacıdır. Zamanla, acılar hafifler, yaralar sarılır ve kötü anılar, hayatımızın bir parçası olarak kabul edilir. Ancak unutulmazlar. Onlar, bizim kim olduğumuzun bir parçasıdır ve gelecekteki kararlarımızı şekillendiren deneyimlerdir. Kötü anıları unutmak, bir gecede gerçekleşecek bir şey değildir. Bu, sabır, zaman ve çaba gerektiren bir süreçtir. Ancak bu süreci yönetebilir ve kötü anıların üzerimizdeki etkisini azaltabiliriz. Böylece, hayatımızın daha parlak ve umut dolu yeni bir sayfasını açabiliriz. Bu içerik, kötü anıları unutmak isteyenler için bir rehber niteliğindedir. Ancak her bireyin deneyimi benzersizdir ve bu süreçte profesyonel yardım almak her zaman en iyi seçenektir. Eğer kötü anılarınızla başa çıkamıyorsanız, bir uzmana başvurmanız önemlidir.

Evlendim Ama Eşime Yaklaşamıyorum

Evlilik, kadın ve erkeğin hayatlarını birlikte paylaşmaya imza atmaları ile başlayan bir serüvendir. Bu serüven, bazı kişiler için aşk dolu bir sürecin güzel bir armağanı, bazı kişiler için ise zorunluluk ve dolayısıyla mevcut sorunlarından bir kaçıştır. Kişilerin çocukluk ve gençlik deneyimleri bu serüvende eşler arasındaki iletişim ve ilişkilerin de rollerini belirler. Bazı kişiler, sevdikleri insana cinsel anlamda yaklaşmakta sorun yaşarken, bazı kişiler ise zorla evlendiği kişiye yakınlık duymakta güçlük çeker ve evlendim ama eşime yaklaşamıyorum diye düşünürken, bunun zorluklarını da fazlasıyla yaşar.   Eşler Arası Cinsel Sorunların Sebepleri Nelerdir? Cinsel sorunlar, geçmiş olumsuz yaşantılarla direkt olarak bağlantılıdır. -Çocukluk ve ergenlikte yaşanmış olan cinsel travmalar. -Ailelerin yanlış tutumları ile cinsellik konusunu utanç verici olarak anlatmaları. -Toplumda cinsellikle ilgili kadın ve erkeğe ayırıcı yaklaşımların olması. -Cinsellikle ilgili abartılı hikayeler. -Kişinin sevmediği biriyle evlenmiş olması veya zorla evlendirilmiş olması. -Cinsel deneyimsizlik ve o an ne yapacağını bilememesi. -Kişinin, eşini mutlu edemeyeceği düşünmesi. -Özgüven eksikliği.   Aile baskısından kaçarak evlenmiş bir genç kız, yakınlık duymadığı biriyle mecbur kalarak evlendiğinde, ilişkiyi etkileyecek problemlerin de ortaya çıkmasına neden olacaktır. Aile baskısının temeli; toplumsal yaşamla ilgilidir. Toplumsal hayatta; kızların erkeklere yaklaşmaması, cinselliğin ayıp olması ve konuşulamayacak şekilde ayıplanması gibi yazılı olmayan kurallar, ailelerin bu çerçevede kız çocuklarını yetiştirme isteklerine neden olacaktır. Bu da kız çocukları üzerinde baskı sebebidir. Çocukluktan itibaren bu tür toplumsal normlar yüklenen kız çocuğu, özellikle daha özgürleştiği ergenlik döneminde; aile tarafından daha da fazla denetlenecektir. Birey; arkadaşlarıyla dışarı çıktığında ebeveyn tarafından neredeydin, kimlerleydin, ne yaptın? gibi sorgucu, kontrolcü davranışlar ile sıkça karşılaşmaktadırır. Kızın yaşı ilerledikçe bu tavırlar ve sorgulamaların sıklığı çoğunlukla artış gösterir. Hatta kişi, istemediği ve anlam veremediği yaptırımlarla da karşılaşabilir. Bu durumda genç kız; özgürlüğü, sevmese bile bir erkek ile evlenmek olarak düşünebilir ve karşısına çıkan ilk kişi ile evlenerek bu durumdan kaçış yolunu tercih edebilir. Bu durum adetlerini yerine getirmiş aile için mutluluk sebebidir. Ancak evlenen kız ailesinden uzaklaşmakla birlikte yeni sorunlarla karşı karşıya kalacaktır. Evlendim ama eşime nasıl yaklaşacağım? Onu nasıl seveceğim ve cinsellik yaşayacağım? Bu süreç elbette kolay bir süreç değildir; bu yaşına dek cinselliğin ayıp sayıldığı, erkeklerle yan yana olmaması gerektiğini öğrenmiş ve pekiştirmiş bir genç kız için; evlendiği bu kişiye yaklaşması hiç de kolay olmayacaktır. Çok sevdiği ve cinsel anlamda yakın bulduğu biriyle evlenen başka bir kadın veya erkek birey; çocukken yaşadığı veya görüp olumsuz etkilendiği cinsel bir olay sonucu, eşine yaklaşmakta güçlük yaşayabilir. Çünkü yaşadığı o an, sürekli flash backler ile kendini gösterecektir. Sevdiği eşine bu sebeple yaklaşamıyor olması, çift arasında da sorun teşkil edebilir. Yine toplumsal normlar yüzünden uzun süre eşine yaklaşamayabilir. Bu durumların altında yatan pek çok cinsel problem de var olabilir. Cinsel problemler ile ilgili detaylı bilgi için cinsel sorunlar ve cinsel terapinin önemi konulu yazımızı okuyabilirsiniz. Eşler arasında var olan bu durum önemli bir problemdir ve eşlerin normal birlikteliklerine de olumsuz yönde etki ederken, bireysel olarak da problemlere neden olabilir. Eşler arasındaki bu uzaklık, üzerine düşülmediğinde daha da artar; buna bağlı olarak kişide depresyon, anksiyete, özgüven eksikliği gibi pek çok sorunu da beraberinde getirir. Hem çift hem bireysel olarak problemler çıkılmaz bir noktaya gelebilir.   Eşler arasında bir bariyer varsa, altında yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve çözüme kavuşturulmalıdır. Kendi kendine geçmesini beklemek veya bu durumu normalleştirmek; sürecin daha da olumsuz ilerlemesine sebep olur. Bu sebeple çift ve aile danışmanlığı çerçevesinde destek almak; sürecin olumlu şekilde ilerlemesine büyük katkı sağlayacaktır.   Eğer evlendim ancak eşime yaklaşamıyorum diye düşünüyor ve bu sorunu aşmak istiyorsanızwww.psikolojiantalya.com internet sitemizi ziyaret ederek veya +90 0555 101 51 15 veya +90 552 606 22 26 telefon numaralarımızı arayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.