İş Yaşamında Negatif Stresten Pozitif Strese

Her işin belirli zorlukları vardır. Zaman zaman bu zorlukların üstesinden kolaylıkla gelirken bazı zamanlar zorluklar gözümüzde daha da büyür. Bazen de biz istemesek de bu zorlukların altında ezilebiliriz.

Günümüz koşullarında iş hayatındaki zorlukları etkileyen en büyük etken stres olarak görülmektedir. Devamlı kayıp tehdidiyle yaşamak ve her an ne çıkacağı belli olmayan meslekler yoğun bir stres kaynağı oluşturur. 

Profesyonel hayatımızda, stresle başa çıkmak için stresi olmayan bir iş hayatı dilemek yerine, stresten yararlanıp lehimize değişen şartlar doğrultusunda hareket edebiliriz. Bu açıdan baktığımızda iş hayatında karşımıza çıkan stersi negatif stres ve pozitif stres diye ikiye ayırabiliriz.

Negatif stres, suyun kayayı aşındırdığı gibi bizi de günden güne yıpratarak çalışma performansımızı olumsuz anlamda etkiler. Bu etkiler, fiziksel ve psikolojik olarak ortaya çıkabilir. Bedensel yorgunluk ve kas ağrıları fiziksel etkilenmenin başında gelir. Aşırı gergin olma ve öfke patlamaları da stresin bize bıraktığı psikolojik etkiler arasında yer alır.

Pozitif stres ise, kişinin değişen koşullar karşısında çevreye uymasını sağlar, zaman zaman da iş yaşamında olumlu duygular uyandırır. Bir anlamda stres, kişiye heyecan verip harekete geçirir. Ve böylelikle çalışma hayatında yeni bakış açıları kazandırır. Stres sayesinde çevremizde ve kendimizde yenilikler yapabiliriz. Pozitif stres yaşadığımız sorunlar karşısında alternatif çözümler üretmemize imkân verir.

Negatif stresi pozitif strese dönüştüren bireyler iş hayatındaki zorluklar karşısında daha dayanıklı ve daha güçlü olurlar. Stresi pozitife dönüştürmek için öncelikle strese yol açan olumsuz düşünceleri fark etmekte yarar var.

Negatif strese neden olan olumsuz düşünce kalıplarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Genelleme: Hep, hiç, her zaman, hiçbir zaman gibi ifadeler bizi genellemelere götürür. Örneğin; “iş hayatı her zaman streslidir” gibi.

Mükemmeliyetçilik: Mükemmel insan ve mükemmel iş hayatı yoktur. Bir çalışan ne kadar mükemmeliyetçi olursa iş hayatı o denli stresli olabilir.

Siyah- Beyaz: Bir şey ya siyahtır ya da beyazdır diyemeyeceğimiz gibi, karşılaştığımız bir duruma ya iyidir ya da kötüdür diyemeyiz. Örneğin, çalışma hayatımızın iyi yönleri olabileceği gibi kötü yönleri de olabilir. Ne kadar farklı açılardan bakabilirsek stresimizin üstesinden o denli kolay gelebiliriz.

Facialaştırma: Zaman zaman olayları felaketleştirme eğiliminde oluruz. Yaşanan olumsuz bir durumu dünyanın sonu gibi ya da ölüm kalım meselesi gibi değerlendirmek farkında olmadan facialaştırmaları doğurur. Olayları ve de kişileri facialaştırdıkça olumsuz düşünce ve buna bağlı olarak da olumsuz duygu ve davranışlar içinde oluruz.

Meli ve Malı: Herkes beni sevmeli, kimse kimseye kötülük yapmamalı gibi ifadeler meli-malı kalıpları doğurur. Bu kalıpları kullandıkça olaylar ve kişiler karşısında beklenti çıtamız yükselir. Beklenti çıtamız ne kadar yükselirse beklentilerimizin gerçekleşmeme ihtimali de artar. Dolayısıyla meli-malı ifadeleri kullandıkça hayal kırıklığı yaşama ihtimalimiz de yükselmiş olur. Bu durumda stres düzeyimiz olumsuz olarak etkilenecektir.

Fal ve Kehanet: Gelecek ile ilgili gerçekçi olmayan varsayımlarımıza gerçekmiş gibi inanıp, olumsuz düşünceler, olumsuz duygular ve olumsuz davranışlar sergileriz. Örneğin, “bu günüm kötü geçecek” gibi bir kehanetle güne başlamak stresli ve gergin bir gün yaşamamıza neden olabilir.

Mutlaka ve Asla: Ne kadar çok mutlaka ve asla ile başlayan cümleler kurarsak çalışma hayatımızda o kadar çok stres yaşayabiliriz. Örneğin, “mutlaka işimi değiştirmeliyim” ya da “asla bu iş de başarılı olamam” gibi.

Etiketleme: Olaylar ve durumlar karşısında zaman zaman kendimizi ya da çevremizdekileri etiketleriz. Ne kadar çok etiketleyici ifadeler kullanırsak önyargılarımız da o denli artmaya başlar. Örneğin; “iş hayatında kimseye güvenmeyeceksin” gibi. Bu şekilde bir yaklaşım sonucunda iş hayatımızda güvenmediğimiz insanlar karşısında strese girmemek oldukça zordur.

Yukarıda geçen düşünce örneklerini bir çoğumuz farkında olmadan iş hayatımızda kullanabiliriz. Önemli olan bunları hiç yapmamak değil, bu şekilde düşündüğümüzde bu düşünceleri fark etmektir. Bu olumsuz düşünceleri fark ettikçe bu düşüncelerden uzaklaşacağımız için stresimiz ile daha kolay baş edebiliriz.

Stresle başa çıkarken düşünceleri fark etmek kadar bu düşüncelere eşlik eden olumsuz duyguları fark etmek de önemlidir. Çalışma hayatımızda karşımıza çıkan negatif duyguları fark ettiğimizde bunları doğru yerde, doğru zamanda ve doğru kişilere ifade edebilmeliyiz.

Görüldüğü üzere stres ile baş etmek için anahtar kelime “fark etmek”. Farkındalık seviyemiz arttıkça zorluklar karşısında daha güçlü oluruz. Önemli olan stres yaşamamak değil stres karşısında farkındalıklarımız ile güçlü kalabilmektir.

tr_TRTurkish
en_USEnglish tr_TRTurkish