Aldatma Psikolojisi

İlişkiler aşk, arzu, sevgi, haz gibi duyguların yoğun hissedilmesiyle başlar. Fakat kabul etmek gerekir ki zamanla bu duyguların yoğunluğu değişebilir.

Aldatma, tek bir sebeple açıklanabilecek bir olay değildir. Kişiden kişiye göre anlamlandırılması değişiklik gösterebilir. Aşk bitti, cinsellik yoktu, heyecan isteğime yenik düştüm, zaaflarımı kontrol edemedim  vs.. Bazı kişiler için aldatma bir ilişkiyi bitirmek için kuvvetli bir sebepken, bazı kişiler için ilişkiye ikinci bir şans verilebilir. Maalesef bu konuda tek bir doğru yoktur. Aldatma deyince duygusal aldatma ve cinsel aldatma kavramları aklımıza gelmektedir. Kadınlara göre duygusal aldatma daha yaralayıcı olup, erkeklere göre ise cinsel aldatma daha tehdit edicidir.

Aldatma bir bağlanma sorunudur. Özellikle narsisistik ve bağımlı kişilik yapısına sahip insanlarda daha çok görülür. Kendini büyük gören, eşinden üstün olduğunu düşünen kişiler kendilerini aldatmaya daha yakın görürler. İlişkideki sorunları çözemez, aynı zamanda da ayrılamazken; bir yandan sorunlardan dolayı aldatmaya sürüklenirken, diğer yandan da özgüven ve yalnız kalma kaygılarından dolayı ilişki veya evliliğini bitirememektedirler.

Kişi aldatıldığında nedenini bilmek, öğrenmek ve çözmek ister. Aldatılan kişi kendini yetersiz, beğenilmeyen biri olarak görür. Bunun sonucunda haksızlığa uğradığını düşünen, öfkeli ve partnerine dokunmak istemeyen bir eş ortaya çıkar. Bazı durumlarda aldatılan kişi, sonuçlarını ve psikolojik etkilerini kaldıramayacağını düşünerek durumu reddeder. Bu durum ileriki yıllarda aldatılan kişi tarafından ısıtılıp ısıtılıp tekrar gündeme getirilir. Yani zamanında verilmeyen bir tepki, büyüyerek ve bir takım psikolojik rahatsızlıklara yol açarak kendini gösterir.

Her aldatma ilişkiyi bitirmeyebilir. Kişinin yaşadığı travmatik olayla baş edebilme becerisi, partnere olan güven, sevgi, ilişkiyi koruma ve kurtarma isteği ilişkinin iyileşebilmesi adına önemli kriterlerdir. İlişkiyi bitirmek aceleci bir karardır. Öncelikle aldatan kişi aldattığını kabul etmelidir. Daha sonra partnerler bu olayı kendi aralarında konuşmalı, anlamlandırmalıdır. Suçlamak ve hesap sormak karşı tarafı savunmaya geçirecektir ve amacına ulaşmayan bir konuşma olacaktır. Aldatılan kişi nedeni kendinde aramamalıdır. Çünkü bu bir bağlanma sorunu olup, aldatan kişi ile ilgili de olabilmektedir.

Aldatma sonrası, en büyük sorun tekrar güvenmektir. Aldatan kişi, aldatılanın güven ihtiyacını gidermek için sabırlı olmalı, sık sık sorulacak olan sorulara karşı tutarlı olmalı, pes etmeden cevaplamalıdır. Aldatılan kişi, ne kadar merak ederse o kadar derine girer. Bir noktadan sonra herşeyi detayına kadar öğrenmekten vazgeçmeli, bildiği kadarıyla kabul etmelidir. Aksi takdirde sorunun ve merakın sonunun olmadığını bilmelidir. Aldatan kişi, bir an önce herşeyin normale dönmesi için aceleci davranmamalıdır. Aldatılan kişi, daha fazla detay talep ederse, bunlar açıklanmamalıdır. 

Bu zorlu süreçte birçok karmaşık faktör iç içe geçmiş bir şekilde rol oynadığı için hem aldatılan hem de aldatan eşin psikolojik yükü oldukça fazladır. Bu sebeple, her iki çiftin de bu süreci en az zararla atlatabilmesi için bir psikoterapistten yardım almaları önemlidir. Aldatılan eşin yoğun duygularını, öfkesini, kafa karışıklığını yönetebilmesi için; aldatan eşin ise onu bu seçeneğe yönelten duygusal, davranışsal ve iletişimsel sorunlarını anlayabilmek ve bu faktörleri çözümleyebilmek için bir uzman yardımına ihtiyacı olabilir. Evliliğin sonlanacağı durumlarda bile, eşlerin bunu sağlıklı bir duygudurumuyla yapabilmesi noktasında da yine bir uzman desteğine başvurmak oldukça önemlidir.

en_USEnglish
tr_TRTurkish en_USEnglish